Çin eşi

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) internet sitesinde paylaşılan 9 iyi niyet elçisi arasında Çin Devlet Başkanı Şi Cingping’in eşi Peng Liyuan’a da yer verdi. Ancak Liyuan için ... Umre ziyareti için gittiği Suudi Arabistan'da tutuklanıp Çin'e gönderilen eşi Osman'ı yaklaşık iki yıldır görmemiş, ondan haber alamıyor. Çin'de yaşayan genç kadın, kaldığı şirket lojmanında duş aldığı sırada yere düşen bir parça sayesinde en yakın arkadaşının eşi tarafından gizli kamerayla aylarca ... Çin'de bir kadın, kaldığı şirket lojmanında en yakın arkadaşının eşi tarafından gizli kamerayla izlendiğini fark edince büyük şok yaşadı. Çin'de takma adı ismi Xiao Ni,(20) kaldığı şirket lojmanından en yakın arkadaşının eşi tarafından gizli kamerayla aylarca izlendiğini öğrendi. Olay, Çin'in Hangzhou şehrinde meydana geldi. Takma adı Xiao Ni olan kadın, 23 Temmuz akşamı duş alırken, lavabosundan yere düşen siyah küçük bir çubuk fark etti. Siyah çubuğun ne olduğunu öğrenmek isteyen Xiao Ni, en yakın kadın arkadaşı olan Xiao Jia ve eşinin evine gitti. EN YAKIN ARKADAŞININ EŞİ ÇIKTI Çin’de en yakın arkadaşının eşi tarafından izlenen kadına gizli kamera şoku! Olay, Çin'in Hangzhou şehrinde meydana geldi. Takma adı Xiao Ni olan kadın, 23 Temmuz akşamı duş alırken, lavabosundan yere düşen siyah küçük bir çubuk fark etti.Siyah çubuğun ne olduğunu öğrenmek isteyen Xiao Ni, kadın, en yakın arkadaşı olan Xiao Jia ve eşinin evine gitti.

Çin'den Mal Getirme

2020.10.14 21:09 cinithalat Çin'den Mal Getirme

Çin ithalat, Çin’den mal getirme, Çin’den ürün getirme gibi konularda arayış içerisinde iseniz hoş geldiniz. Bununla birlikte, E-ticaret pazarlama nedir? Konusunda da sizler için faydalı bilgiler sunmak isteriz. E- ticaret pazarlaması, bir çevrimiçi mağazanın ürün teklifleri ve markası hakkında farkındalık yaratarak ve artırarak satış yapma yöntemidir.
E-ticaret pazarlaması, bir çevrimiçi mağazanın ürün teklifleri ve markası hakkında bilinç oluşturarak ve artırarak satış yapma sürecidir. Geleneksel pazarlamanın aynı taktikleri, işletmelerin satın alma zihniyetinde olanlardan yararlanmalarına olanak tanıdığından, dijital bir alandaki e-ticaret pazarlamasına uygulanabilir.
Çevrimiçi bir pazar yoğun bir yerdir ve popülerliği giderek artmaktadır. E-ticaret pazarlaması, mağazaların ve kuruluşların, tüketicileri bir e-ticaret web sitesine yönlendiren reklamlar oluşturarak bu artan güçten yararlanmaları için harika bir yoldur.

Çin İthalat – Çin’den Mal Getirme

Günümüzde E-ticaret pazarlama konusuna katkı sağlayan en iyi sitelerden bir tanesi olmaya aday olan velibaba.com Çin led ürünleri, Çin’den mal getirme, Çin ithalat gibi tüm konularda tercih edilebilir. Akabinde ticarete farklı bir boyut kazandırılabilir.
E-ticaret pazarlamacıları, ziyaretçileri çekmek ve çevrimiçi satın alma işlemlerini teşvik etmek için dijital içeriği, sosyal medya platformlarını, arama motorlarını ve e-posta kampanyalarını kullanabilir. Estores, tüm ürünlerinin reklamını yapmak ve işi büyütmek için yukarıdaki tüm dijital kanalları kullanmalıdır. Farklı platformlarda kanalize etmek, tüketiciyi yeni bir satın alma fırsatları dünyasına açacak ve bu arada markanıza aşina olmalarına yardımcı olacaktır. Sonuç olarak, e-ticaret web sitesi pazarlaması genellikle bir kazan-kazan durumu olarak görülür.
E-ticaret Pazarlama Stratejileri
E-ticaret web siteleri son derece görseldir. E-ticaret girişimcileri, çevrimiçi mağazalarına dikkat ve trafik çekmek için sosyal medya platformlarından yararlanmalıdır. Sosyal medyadaki tüm başarı, çevrimiçi mağazaların dikkatini ve trafiğini yönlendirmek için hayal gücünün kullanılmasına bağlı olduktan sonra, iş adamları ürünü göstermek zorundadır. Satışlara ve müşterilere dönüştürmek için dönüşüm hunisinin üst kısmındaki trafiği yönlendirme yöntemlerinden biridir. Bunu mümkün kılmak için birçok strateji ve taktik vardır. En iyilerden bazıları şunlardır:

En İyi E-ticaret Şirketleri
Bir e-ticaret şirketini alışveriş sepeti olan herhangi bir web sitesinden neyin ayırdığını daha iyi anlamak için, e-ticaret siteleri olarak sınıflandıran en iyi İnternet perakendecilerinin bir listesi vardır. Zaten bu en iyi sitelerin bir parçası olan kullanıcıların yeni alışveriş fırsatlarına dahil olmalarına izin verdiği için e-ticaret pazarlamasının gerçekten kullanışlı olduğu yer burasıdır. En büyük e-ticaret sitelerine örnek olarak ise;
Çin'den mal getirme seçenekleri ile sizler de başarılı bir firma olabilirsiniz....

Bu sitelerin dışında Çin ithalat, Çin ürün getirme, Çin led ürünleri gibi çok sayıda konuda tercih edilebilecek sitelerden bir tanesi velibaba.com ‘dur.
Herhangi bir perakende veya toptan satış işi, e-ticaret pazarlamasını niş kitleleri için birincil bir taktik olarak takip etmekle ilgilenecektir. Bu tür bir strateji aynı zamanda İnternet rekabetçiliğini ve daha global bir erişimi teşvik eder.
submitted by cinithalat to u/cinithalat [link] [comments]


2020.06.25 22:22 barisba İsviçreli altın taciri MKS Group: Ons altın yıl sonunda 1850 - 2000 USD olabilir

Özetle MKS, yıl sonuna kadar 1680 USD'lere kadar düzeltmeler görülse bile asıl fiyatın 1850 - 2000 USD arasında olacağını tahmin ediyor:
For the period starting early July 2020 till the end of June 2021, we see gold averaging at 1850.00 USD/Ounce and a high at 2000.00 USD/Ounce.
https://www.mkspamp.com/updated-precious-metals-forecast-h2-2020-h1-2021
submitted by barisba to Yatirim [link] [comments]


2020.06.06 15:30 karanotlar İslam medeniyeti neydi, neden çöktü, şimdi ne durumda

İslam medeniyeti neydi, neden çöktü, şimdi ne durumda
https://preview.redd.it/cbwbx3kska351.jpg?width=200&format=pjpg&auto=webp&s=dcdadea08784a182c83888ff80a0f5cc119adea5
“Altın Çağ” denilen 9. ila 15. yy’da İslam uygarlığının ilginç özelliklerinden biri, askeri ve siyasi olaylarla sosyal/kültürel hayat arasında hemen hiçbir gözlemlenebilir bağ olmaması.
Bu çağın İslam kültürü son derece şehirli ve kozmopolittir. İlk başlarda “şehir” deyince aklımıza sadece Bağdat geliyor. 11. yy’a doğru Konya’dan Delhi’ye, Kurtuba’dan Hive’ye kadar yüzlerce şehir Bağdat’ın rolünü devralır. Hepsinde aynı dil(ler) konuşulur, aynı kitaplar okunur, aynı mimari modalar bir iki sene gecikmeyle benimsenir. Her şehirde, dünyada eşi olmayan sanat eserleri yaratma iddiası güden sanatkarlar bulunur. İnsanlar alim, talebe, tüccar ve derviş kılığında durmadan şehirden şehire seyahat eder. Sosyal hareketlilik başdöndürücüdür: bir kişi bugün köle, yarın vezir, sonraki gün derviş olabilir. Edebiyatta sözü edilen kadınların hemen hepsi entrikacı, şehvet ve iktidar düşkünüdür: “başörtülü bacı” modeli henüz keşfedilmemiştir. Köylüler ve göçebeler hemen hemen görünmezdir: kimse onlardan söz etmez.
Siyasi olaylar sonucu şehirler el değiştirebilir, yıkılabilir, halkı kılıçtan geçirilebilir. Ancak bu olaylar, geniş çapta hiçbir sonuç doğurmaz. Diğer kentlerde şehir yaşamı aynen sürer. Fikir dünyası, hukuk, ticaret, eğitim sistemi, edebi üretim üzerinde siyasi olayların etkisi çok nadiren görülür.
Moğolların 1258’de Bağdat’ı yıkması bu kentin kültürel bir merkez olarak sonunu getirmiştir. Ancak genel olarak İslami dünyanın ekonomik canlılığı veya kültürel üretkenliği üzerinde kayda değer bir etkisi olduğunu sanmıyorum. 15. yy ortalarına dek Kahire’de, Hindistan’da, İsfahan ve Şiraz’da, Semerkant’ta, Herat’ta, hatta Edirne ve Bursa’da kültürel gerileme belirtisi görülmez. Dönüm noktası bence 1450 ile 1500 arasındaki bir tarihte aranmalıdır.
İspanya’dan Hindistan’a uzanan coğrafyada çağın ortak dili Arapçadır. 10. yy sonlarına dek yazılı üretimin tamamı Arapçadır. Bu tarihten itibaren Yeni Farsça, edebiyat ve ticaret alanında gitgide önemi artan bir ikinci lingua franca niteliğini kazanır. 1300-1310 yıllarından itibaren Türkçe, diğer ikisine oranla marjinal de olsa, üçüncü bir kültür dili olarak ortaya çıkar. Ancak hukuk, matematik, tıp gibi gibi alanlarda Arapça tek ortak dil olarak kalır.
Kültür üreticileri arasında Fars, Türk, Hint, Berberi, hatta Yahudi ve Süryani kökenli olanlar sayıca çoktur. Fakat tümünün ortak yazı dili Arapçadır. Temel ve yüksek eğitim, ilgili ülkelerin tümünda Arapça (ve biraz Farsça) olarak verilir. Edebi biçimler, bilimsel standartlar, temel başvuru eserleri Arapça üretilmiştir. Bu nedenle 800-1400 döneminin İslam medeniyetine kısaca ‘Arap Medeniyeti’ adını vermek doğru olur.
‘İslam Medeniyeti’ midir? Bundan şüphe duymak için de ben bir sebep göremiyorum. İslam dininin ana referansları başka bir çağın ve başka bir ahlakın ürünü olabilir. Ancak belli ki bu farklı referans, Arabistan’ın ilkel kabile kültürüne hiç benzemeyen sofistike bir şehir medeniyetinin oluşmasına engel olmamıştır. İnsan aklının sonsuz adaptasyon yeteneği diyelim: okuryazarlıktan habersiz, yağmacı bir mezheple liderinin menkıbesi, dünya tarihinin en gelişkin kent medeniyetlerinden birinin simgeler dünyasına pekala uydurulabilmiştir.
Engel olamasa bile ayak bağı olmuş mudur? Onu tartışırız. Belki Kuran değil, fakat Kuran’a ve hadise istinaden Abbasiler çağının başında oluşturulan muazzam hukuk aparatı bir yerden sonra kendi kendini tıkamış, yenilenme kapasitesini yitirmiş olabilir. Belki Kuran’ı tartışılmaz “tanrı kelamı” sayan anlayış entelektüel gelişmenin önüne aşılmaz sınırlar koymuş olabilir. Bunlar mümkündür. Hukukta içtihat kapısı kapanmasa ve tanrı kelamının mecazi yorumları daha geniş kabul görse İslam uygarlığı daha esnek bir gelişme imkanı bulur muydu? Bundan sonra bulabilir mi? Sormaya değer sorular bence bunlardır.
Yoksa aradan geçen 1400 yılı yok sayıp İslam medeniyetini “peygamberin sidiği içilir miydi” sorunsalına, ya da tipik bir modern çağ ürünü olan “başörtülü bacı” modeline indirgemekle bir yere varılamayacağı açık.
Neden yıkıldı? Yıkılması mukadder miydi?
İslam medeniyetinin 1450-1500’den sonra yıkılması, en azından Roma medeniyetinin yıkılması kadar muamma bir konudur. Bin kişi bu konuda fikir beyan etmişse, bini ayrı şeyler söylemiştir. Bizim de söyleyeceklerimiz, karanlıkta el yordamıyla yürümekten çok ileri gitmez.
O tarihte neler oldu da böyle oldu diye sormak belki ipucu verebilir. İlk hadise belki Avrupalıların Amerika’yı, ve belki daha önemlisi, Hindistan’a deniz yolunu keşfetmesidir. Ticaret yolları kurumuştur. Medeniyetin temel koşulu olan ekonomik altyapı sarsılmıştır. Kadim İslam şehirleri küçülmüş ve solmuştur.
İkinci yenilik Osmanlı’nın (ve daha sınırlı bir düzeyde Mısır Memluklarının) egemenliğidir. Osmanlı devletinin yapısı önceki İslam devletlerine benzemez. Beş yüz yılı aşan bir süre devam eden askeri anarşiye son verir. Bununla birlikte merkezi askeri yapı toplumun her hücresine nüfuz eder. Tarım devlet kontrolüne alınır; köylü köleleştirilir. Başkent dışındaki kentler marjinalleşir. Osmanlı devletinin İstanbul ve biraz Edirne dışında hiçbir kentinde 1520’lerden sonra kayda değer bir mimari faaliyet görülmez. Medrese eğitimi – İslam tarihinde ilk kez – devlet denetimine alınır. Askeri ve siyasi yapıyla kent kültürü arasında İslam medeniyetinin alameti farikası olan kopukluk giderilir. Bir bakıma, kadim Bizans devletini yıkan hatalar tekrarlanır.
Bu yol görünürde mantıklı bir yoldur. Ekonominin hızla daraldığı bir çağda merkezi yönetimin avantajlı olacağı düşünülür. Avrupa’nın – bilhassa İtalya’nın – içinde bulunduğu siyasi anarşi sakıncalı görülür. Milli birlik ve beraberliğe her zamankinden fazla ihtiyaç vardır. Gayri-merkezi Avrupa modelinin uzun vadede daha iyi sonuç vereceği anlaşılmaz. Lakin o tarihte Avrupa’da bunu anlayabilen kaç kişi vardır?
İslam dünyasının son yıllarda hızlı bir büyüme dönemine girdiğini düşünüyorum. İslam ülkelerinin bugün içinde bulunduğu kaotik durum bizi bu gerçeğe köreltmemeli. Nüfus hızla artıyor. İslamın egemenlik alanı Afrika’da ve güney Asya’da hızla büyüyor. Avrupa’da 16. yüzyılda duran ve 19. yüzyılda gerileyen fetih dalgası yeniden canlanmış görünüyor. Batı medeniyeti özgüvenini ve savunma güdüsünü kaybetmiştir. Çin ve Hindistan belki Asya’da İslami atılımı bloke edebilirler; fakat Afrika’da bunu önleyecek bir güç görünmüyor.
Bu manzarada, İslamın pek yakında çökeceğine, çağının geçtiğine vb. ilişkin öngörüleri ciddiye almakta ben zorlanıyorum. İslam dünyasının yakın gelecekte çökeceğine dair bir belirti yok. Tersine, Batının çöküşüne ilişkin beklentiler şimdilik daha gerçekçi olabilir.
Eğer medeniyetin geleceğini hala önemsiyorsak, “bitti, öldü, zaten hepsi geri zekalı” gibi yaklaşımlar yerine, ne kurtarılabilir ve nasıl kurtarılabilir diye sormak daha akılcı olmaz mı?
Sevan Nişanyan http://nisanyan1.blogspot.com
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.05.07 23:31 1therealevol “Maske”siz gerçeklik: Erdoğan’ın sistemi çöktü

Covid-19 sayesinde maske düştü, kel göründü:
Dünyayı malzemeye boğduk, kendi yurttaşımıza bir ayda 5 maske ulaştıramadık. ABD’den Somali’ye onlarca ülkeye el uzatırken, maske bulamadığı için kaç yurttaşımızı kaybettik?
Resmi açıklamalara göre Türkiye’deki ilk Covid-19 vakası, 10 Mart’ta görüldü; ilk can kaybı ise 17 Mart’ta yaşandı. Oysa bu tarihten önce yaşanan çok sayıda şüpheli ölüm, salgının Türkiye sınırlarından içeri daha önce girdiğini gösteriyordu. “İlk kayıp” açıklamasından önce ölenlerden biri, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’dı.
Türkiye, kamuoyundan gizlenen cenaze törenini; günler sonra muhalif bir gazetedeki köşe yazısından öğrenebildi. Yalman’ın eşi de birkaç hafta sonra yaşamını yitirmiş, doktoru ve koruması da yoğun bakıma alınmıştı.
Salgına dair resmî açıklamalara güven konusunda ciddi şüpheler doğurdu. Bu güvensizlik, alınan önlemlerin yetersizliğiyle birleşince kamuoyundaki tepkiler yükseldi. Başta Çin ve İran olmak üzere salgının vurduğu ülkeler ile ulaşımın kesilmesi, liglerin tatil edilmesi ve camilerin kapatılması gibi kararlar gecikmeli olarak alınmıştı.
Hükümet zaten krizde olan ekonominin tamamen fişini çekmemek için yüzeysel önlemler almakla, bu şekilde salgının büyümesine yol açmakla suçlanıyordu.
Ölüm sayısı yükseldikçe vatandaşlara sadece “Evde kalın” çağrıları yapılıyordu. Oysa salgının yayılma hızı, halka telkinde bulunmaktan fazlasını gerektiriyordu. Genel bir karantina kararı alınmasını isteyenler, darbeye zemin hazırlamak ve ülkeyi karıştırmakla suçlanıyordu! Karantina ilan etmemekte direnen hükümet, tepkileri azaltmak için halka ücretsiz maske dağıtacağını açıkladı. Bu açıklamadan sonra yaşananlar, Türkiye’de sistemin nasıl iflas ettiğinin oldukça berrak bir özeti oldu.
6 Nisan Pazartesi akşamı hükümetten, alınan önlemlerin yetersiz olduğunu düşünenlerin yüreklerine su serpen bir açıklama geldi.
Duyuruya göre, her yurttaş posta teşkilatı PTT’nin internet sitesine girerek kimlik numarasıyla başvuru yapacaktı. Otomatik olarak vatandaşın adresine her hafta için 5 adet maske gelecekti. Maske sorununu çözmek bu kadar basitti. En azından öyle görünüyordu. Vatandaşların maske serüveni bu duyuruyla başladı ama bitmedi!
Günlerdir maske bulamayan ve sokağa korkuyla çıkan vatandaşlar, PTT’nin internet sitesine akın etti. Sadece birkaç saat içinde site çöktü. Gece yarısına doğru hükümetten yeni bir açıklama geldi, vatandaşların PTT yerine yurttaşların e-devlet uygulaması üzerinden başvuru yapabilecekleri açıklandı. Maskeler yine adresimize gelecekti.
Bu sırada Erdoğan kameraların karşısına geçerek “Tüm vatandaşlarımıza ücretsiz maske temin etmekte kararlıyız” açıklaması yapıyordu.
Erdoğan’ın kararlılığını bildirdiği saatlerde, maske dahil farklı yardım malzemeleri taşıyan uçak, Türkiye’den İtalya’ya doğru havalanıyordu. Ha bu arada, Türkiye’de parayla maske satışı da yasaklanmıştı. Hepimizin umudu devletten gelecek maskelerdeydi. İtalya’ya yardım malzemesi gönderen devletimiz, bizi maskesiz bırakmazdı herhalde…
Üzerinden birkaç gün geçti, bizim maskelerden ses seda yoktu. Hükümet bir kez daha karar değiştirdi, 9 Nisan’da bir açıklama yaparak maskelerin evlere gönderilmeyeceğini, eczanelerden teslim alınacağını açıkladı. Olabilirdi, salgın dönemiydi. Bu kadarına katlanmak imkansız değildi. Başvuru yapanların cep telefonlarına bir SMS kodu gelecek, yurttaşlar da bu kodla birlikte hak ettikleri haftalık 5 maskeyi eczaneden alacaklardı.
Bu arada hükümet tekrar karar değiştirmiş, haftada 5 maske yerine, 10 günde 5 maske verileceğini açıklamıştı. Olsun, tasarruflu kullanırdık, kurşun kalemimizi kısalınca tıraş bıçağı başlığının içine koyarak kullanan bir milletiz biz. Maskeyi 60 derecenin üzerinde yıkar yıkar kullanırdık.
Biz bu kararlılıkla SMS’lerimizi beklerken; İngiltere’ye hibe edilen sağlık malzemelerini taşıyan kargo uçağı Ankara’dan yeni havalanmıştı.
Biz yine maske dağıtımındaki serüvenimize dönelim. Maskeler eve gelmeyecek, biz gidip alacaktık. Ama gelin görün ki, eczanelerin bu uygulamadan haberi yoktu. Şükürler olsun birkaç gün sonra sistem oturmaya başladı, şanslı olanlarımız cep telefonlarına düşen SMS koduyla maskelerini eczanelerden teslim almaya başladı.
Ama bu arada SMS kodu almayanlarımız çoğunluktaydı. Kapısına dayandıkları eczanelerden maskelerini istiyor, sosyal mesafenin ortadan kalktığı tartışmalar yaşanıyordu.
Bunun üzerine Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yeni bir açıklama yaptı: “Mesaj almayan vatandaşlar direkt eczaneye gidebilir, kimlik doğrulaması ile maskelerini alabilirler.” Maalesef bakanın dediği gibi olmuyordu, SMS’ini göstermeyene maske verilmiyordu.
Sevgili okurlar, biliyorum buraya kadar geldiyseniz epey bunalmış olmalısınız. Ama inanın bizim serüvenimiz burada da bitmedi. Nisanın sonuna kadar doğru dürüst maske dağıtılmadı.
Tam bu günlerde, tıka basa maske doldurduğumuz askeri uçağımız; dünyanın süper gücü ABD’ye maske götürmek için havalanıyordu. Bunları görünce umudumuzu yitirmiyor, başucumuzda tuttuğumuz telefonun ekranına düşecek SMS’lerimizi bekliyorduk.
Hükümet maske dağıtamadıkça yöntemi değiştirmekle yetinmiyor, hizmetin kapsamını da değiştiriyordu. Önce sokağa çıkmaları sınırlandırıldığı için 20 yaş altı ve 65 yaş üstüne verilmeyeceği açıklandı.
Kampanyanın açıklanmasından 3 hafta sonra ise “Çalışanlara maske göndermeyeceğiz, maskelerini iş yerlerinden temin edecekler” açıklaması geldi.
faz
İş yerlerinin maskeleri nasıl temin edeceğiyle ilgili hiçbir açıklama yok elbette. Kapsamın daraltılmasıyla devletin maske vermesi gereken insan sayısı, nüfusun üçte birinden bile daha az hale geldi. Ama yine de maskelerimiz gelmedi!
Bu arada havalimanlarımızdan kargo uçakları kalkmaya devam ediyordu. Biz maskelerimizi beklerken, Somali’ye sağlık malzemesi götüren uçakları izliyorduk ana haber bültenlerinde. Gözümüz bir yandan, SMS gelecek telefonumuzdaydı elbette.
E-devlet’e başvuruyla da gelemedi maskelerimiz… Mayısın ilk haftasını bitiriyoruz, bedava maske açıklamasının üzerinden bir ay geçti. Bu süre zarfında halkın üçte birine bile maske dağıtamayan hükümetimiz, yeni bir açıklama yaptı: “Artık e-devlet’ten değil, cep telefonunuza indireceğiniz bir aplikasyonla maske için başvurabilirsiniz.”
Bu son açıklama geldiğinde, maske gönderdiğimiz ABD’nin, güneydeki sınırımıza yakın bir bölgeye gönderdiği TIR’lara ilişkin haberi okuyorduk. Bizden sağlık yardımı alan ABD, Ankara’nın “terörist” saydığı Suriye’deki Kürt güçleri YPG’ye maske dağıtıyordu. Belki bizden alıp YPG’ye dağıtıyorlardır, kim bilir…
Bu şüphe ile yazıyı bitirip çevirmenime göndermeye hazırlanırken, cep telefonumun ekranı parladı. Boşuna heyecanlanmışım, maske için beklediğim SMS değildi gelen.
Erdoğan’ın son açıklamasına ilişkin bir bildirimdi: “Maskeleri sabit bir fiyatla satın alabileceksiniz.” Anlayacağınız, bir ay önce başladığımız yere geri döndük…
Kaybettiğimiz sadece bir ay değildi, kim bilir kaç vatandaşımızı maskesi olmadığı için koronavirüsten kaybettik…
submitted by 1therealevol to Turkey [link] [comments]


2020.03.26 20:11 karanotlar Salgın Durumu Üzerine

Alain Badiou
Çeviri: Büşra Özcan ve Dicle Kızılkan
Başından beri, viral bir pandemi ile karakterize edilen güncel durumun hiç de öyle özellikle olağanüstü olmadığını düşündüm. AIDS’in (viral) pandemisinden kuş gribine kadar; Ebola virüsü, SARS1 virüsü, birkaç başka gribi de unutmadan –antibiyotiğin iyileştirmediği verem çeşitlerine, kızamığın geri dönüşüne değinmiyorum bile– dünya pazarının, tıbben yetersiz bölgelerin varlığı ve gerekli aşılar konusundaki küresel disiplinin eksikliği ile birleşerek kaçınılmaz olarak ciddi ve yıkıcı salgınlar ürettiğini biliyoruz (AIDS özelinde, birkaç milyon ölüm). Mevcut pandemi halinin, oldukça konforlu ‘Batı Dünyası’ndaki büyük etkisini saymazsak –ki bu bile başlı başına yeni bir önemi olmayan, bunun yerine sosyal medyada şüpheli ağıtları ve iğrenç ahmaklıkları ortaya çıkaran bir gerçek– bariz koruyucu önlemlerin ve yeni hedeflerin yokluğunda virüsün ortadan kalkması için geçecek sürenin ötesinde, neden bu kadar üst perdeden konuşmanın gerekli olduğunu anlamadım.
Dahası, devam eden salgının gerçek adı hatırlatmalı ki, gökkubbenin altında yeni bir şey yok. Bu gerçek isim SARS 2, yani ‘Ağır Akut Solunum Sendromu 2’, tanımın (2003 baharında dünyaya yayılan SARS 1 epidemiğinden sonra) ikinci defa kullanıldığını gösteriyor. O zamanlar ’21. yüzyılın ilk bilinmeyen hastalığı’ olarak adlandırılmıştı. O halde mevcut salgının hiçbir şekilde, radikal ölçüde yeni veya eşi benzeri görülmemiş bir şey olmadığı açıktır. Bu yüzyılda türünün ikinci örneğidir ve ilkinin varisi olabilir. Öyle ki bugün yetkililere tahmin konusunda yöneltilebilecek tek manalı eleştiri, SARS 1 deneyiminden sonra SARS 2 ile mücadele etmeyi mümkün kılacak hakiki araçları sağlayabilecek araştırmaların fonlanmamış olmasıdır.
Bu yüzden diğer herkes gibi kendimi evimde tecrit etmeye çalışmaktan başka yapacak bir şey veya diğer herkesi aynısını yapmaya teşvik etmeyi amaçlayan laflardan başka söylenecek bir söz olduğunu düşünmedim. Bu noktada katı bir disipline bağlı kalmak, en çok maruz kalanlara destek olmak ve temel koruma sağlamak açısından gereklidir. En çok maruz kalanlar, enfekte olanlar dahil diğerlerinin disiplinine güvenebilmeleri gereken, ön cephede yer alan sağlık personeli; bakım evlerinde bulunan yaşlılar gibi en zayıf olanlar ve hastalığın kendisine bulaşma riski yüksek olan, her gün işe gidenlerdir. ‘Evde kal’ emrine itaat edebileceklerin disiplini, evi olmayanlara veya ev demeye bin şahit isteyecek yerlerde yaşayanlara güvenli bir barınak bulmayı ve önermeyi de kapsamalıdır. Bu durumda otellere el konulması tasavvur edilebilir.
Bu görevlerin giderek daha acil olduğu doğrudur ancak en azından ilk tahlilde, büyük bir analitik çabayı veya yeni bir düşünme biçiminin oluşturulmasını gerektirmiyor.
Ama yakın çevremde rastladıklarım da dahil olmak üzere, yarattıkları kafa karışıklığı ve içinde bulunduğumuz basit durumu anlamadaki mutlak yetersizlikleriyle beni öfkelendiren çok şey okuyor ve duyuyorum.
Bu buyurgan bildirgeler, patetik çağrılar ve ısrarlı suçlamalar değişik biçimler alsa da hepsi mevcut pandeminin inanılmaz basitliğini ve acayiplik yokluğunu hor görme konusunda bir. Kimileri, doğası gereği yaptığını yapmaya mecbur güçler karşısında gereksizce bir kölelik halinde. Ötekilerse gezegene ve onun esrarına yakarırlar, ki beyhudedir. Berikiler her şeyde talihsiz Macron’u suçlar ki garibim epidemi ya da savaş zamanlarında devletin başı olarak ne yapması gerekiyorsa onu yapmaktadır ve işini yapmakta diğerlerinden geri kalıyor da değildir. Bazıları, eşi görülmemiş bir devrimin (virüsün imhasıyla olan bağı hala anlaşılmaz olan) kurucu olayı hakkında kuru gürültü yaparlar - devrimcilerimiz yeni bir araç filan da sunmamıştır bu arada. Kimileri kendilerini kıyamet karamsarlığına batırır. Diğerleriyse çağdaş ideolojinin altın kuralı ‘önce ben’in bu defa kendilerine çıkar sağlamayışından, yardım etmeyişinden ve hatta belanın belirsizce sürmesinin suç ortağı oluşundan ötürü örselenmiş hissederler.
Görünen o ki salgının zorluğu her yerde Aklın esas işlevini ortadan kaldırıyor, özneleri Orta Çağ’da veba ortalığı süpürürken gelenekselleşmiş acınası tesirlere dönmeye zorluyor (mistisizm, uydurma, dua, kehanet ve lanet).
Sonuç olarak, bir şekilde bazı basit fikirleri bir araya getirme mecburiyeti hissediyorum. Onlara memnuniyetle Kartezyen derdim.
O halde, başka yerlerde pek bayağıca tanımlanmış ve bu yüzden de pek bayağıca ele alınmış sorunu tanımlayarak başlayalım.
Bir salgın, doğal ve toplumsal belirlenimler arasında her zaman bir bağlantı noktası olması gerçeği nedeniyle karmaşıktır. Kapsamlı analizi çaprazlamadır; kişi iki belirlemenin kesiştiği noktaları kavramalı ve sonuçları buna göre çıkarmalıdır.
Örneğin, güncel salgının ilk dayanağı yüksek ihtimalle Wuhan bölgesinin pazarlarında bulunabilir. Çin pazarları tehlikeli kirlilikleriyle, üst üste yığılmış her türlü canlı hayvanın açık hava satışının engellenemeyişiyle bilinirler. Dolayısıyla belirli bir anda yarasalardan gelen virüs, vasat hijyen koşullarında ve kalabalık ortamda, bir hayvan formunda kendine yer bulmuştur.
Virüsün bir türden diğerine olan yörüngesi böylece insan türüne doğru seyreder. Tam olarak nasıl? Henüz bilmiyoruz ve yalnızca bilimsel çalışmalardan öğrenebileceğiz. Hazır değinmişken, kendilerine bakılırsa her şeyin kökeninde Çinlilerin yarı canlı yarasa yemesi yatan, internette dolanan tipik ırkçı anlatılara ve sahte görsellere sövelim...
Sonunda insana ulaşan hayvan türleri arasındaki bu yerel geçiş tüm meselenin başlangıç noktasıdır. Bundan sonrası artık yalnızca çağdaş dünyanın temel bir verisinin işlenmesidir: Çin’in devlet kapitalizminin emperyal rütbeye yükselişi, diğer bir deyişle yoğun ve evrensel bir şekilde dünya pazarında bulunma durumu. İşte karantina başlayana dek çoktan sayısız yayılım ağının oluşmuş olmasının sebebi budur. Çin hükümeti çıkış noktasını, yani 40 milyon nüfuslu bir eyaleti son derece başarılı bir şekilde tecrit etmişti; fakat bu hamle epideminin yerküreye yayılmak üzere yola çıkışını, uçaklarla ve gemilerle taşınmasını durdurmak için fazla geç kaldı.
Salgını açıklığa kavuşturucu, benim çifte eklem dediğim şu detayı bir düşünün: bugün SARS 2 Wuhan’da zapt edildi ancak birçoğu yurtdışından gelen Çin vatandaşları sebebiyle Şanghay’da bir sürü vaka var. Dolayısıyla Çin’de ilki arkaik sonraki modern olmak üzere; kötü koşullara sahip eski usul pazarlardaki doğa-toplum kesişimi ile kapitalist dünya pazarının hızlı ve aralıksız hareketliliğine dayanan küresel dağılım arasındaki bağı gözlemleyebiliyoruz.
Sonrasında devletlerin yerel olarak bu dağılımı bastırmaya çalıştığı aşamaya giriyoruz. Salgın çaprazlama/evrensel ilerlerken hükmün yerel kaldığını da belirtelim. Bazı ulus-ötesi otoritelere rağmen, ön cephede olanların yerel burjuva devletler olduğu açıktır.
Burada çağdaş dünyanın büyük bir çelişkisine değiniyoruz. İmal edilen malların seri üretim süreci de dahil olmak üzere ekonomi, dünya pazarının himayesi altına girmektedir; basit bir cep telefonu montajının bile en az yedi farklı devlette, maden sektörü de dahil olmak üzere işgücü ve kaynakları harekete geçirdiğini biliyoruz. Ne var ki siyasi güçler esasen ulusal ölçekte kalmaktadır. Avrupa, ABD gibi eski emperyalizmler ile Çin, Japonya gibi yeni emperyalizmler arasındaki rekabet, kapitalist bir dünya devletiyle sonuçlanacak herhangi bir süreci dışlamaktadır. Salgın aynı zamanda ekonomi ve politika arasındaki ayrımın çirkince kendini teşhir ettiği bir andır. Avrupa devletleri bile virüs karşısında politikalarını zamanında ayarlamayı başaramıyorlar.
Bu çelişkinin gölgesinde, ulus devletler riskin doğası onları yetkilerinin eylem ve biçiminde değişiklik yapmaya zorlasa da Sermaye’nin işleyişine mümkün olduğunca riayet ederek salgınla baş etmeye çalışıyor.
Ülkeler arasındaki bir savaş durumunda devletlerin, yerli sermayeyi kurtarmak için, beklenileceği gibi yalnızca halk kitlelerine değil burjuvaziye de hatırı sayılır sınırlamalar getirmek zorunda olduğunu çok uzun zamandır biliyoruz. Kimi endüstriler doğrudan hiçbir paraya çevrilebilir artı değer yaratmayan askeri teçhizatın ölçüsüz üretimi adına neredeyse tümüyle millileştirilmiştir. Çoğu burjuva memur olarak silah altına alınmış ve ölümle karşı karşıya getirilmiştir. Bilim insanları yeni silahlar üretmek için gece gündüz çalışmış, pek çok entelektüel ve sanatçı ulusal propaganda ihtiyacını karşılamaya zorlanmıştır, vb.
Bir salgınla karşı karşıya kalındığında bu türden bir devletçi refleks kaçınılmazdır. Bu nedenle, Macron ve başbakan Edouard Philippe’in ‘refah’ devletinin dönüşüne ilişkin açıklamaları (işsizleri desteklemek için harcama yapmak, dükkanları kapanan serbest çalışanlara yardım etmek, devlet hazinesinden 100 ya da 200 milyar talep etmek ve hatta ‘millileştirme’ ilanları) şaşırtıcı ya da paradoksal değildir. Buradan çıkan sonuç Macron’un kullandığı metaforun –Koronavirüse karşı savaştayız– doğru olduğudur: Savaşta ya da salgında, devlet stratejik bir felaketten kaçınmak için kimi zaman sınıf doğasının olağan seyrini ihlal etmek, daha otoriter ve umumu hedefleyen uygulamaları üstlenmek zorunda kalır.
Bu tutum, mevcut toplumsal düzenin içinde kalarak ve mümkün olan en yüksek kesinlikle, salgını zapt etme amacının –Macron’un metaforunu yeniden ödünç alırsak, savaşı kazanmanın– bütünüyle mantıksal sonucudur. Şakası olmayan, doğa (dolayısıyla bilim insanlarının bu konudaki rakipsiz rolünü) ve toplumsal düzeni (dolayısıyla devletin, ki başka türlüsü olamazdı, otoriter müdahalesini) kesiştiren ölümcül bir sürecin yayınımının dayattığı bir zorunluluktur.
Bu çabanın ortasında büyük bir boşluğun belirmesi kaçınılmazdır. Koruyucu maske yokluğunu ve hastane izolasyonu konusundaki hazırlıksızlığı göz önünde bulundurun. Ama kim bu tür bir durumu ‘tahmin etmekle’ böbürlenebilir ki? Belirli açılardan devletin mevcut durumu engellemediği doğru. On yıllar içinde ulusal sağlık sistemini, kamu yararına hizmet eden tüm devlet sektörleriyle birlikte zayıflatarak devlet, yıkıcı bir salgına benzer hiçbir şey ülkemizi etkileyemezmiş gibi davrandı. Bu açıdan devlet, yalnızca Macron şahsında değil, geçtiğimiz 30 yılda göreve gelenlerin tümü şahsında, mutlak suçludur.
Ancak şu belirtilmelidir ki, belki birkaç yalıtık bilim insanı haricinde, hiç kimse Fransa’da bu tür bir salgının yaşanabileceğini öngörmemiş, bunu hayal dahi etmemiştir. Pek çok kimse büyük ihtimalle bu tür bir şeyin izbe Afrika ya da totaliter Çin’e müstahak olduğunu düşünmüştür, demokratik Avrupa’ya değil. Nutuk atma ve son zamanlarda kendilerine seçtikleri gülünç hedef Macron hakkında yaygara koparmaya devam etme hakkının tadını çıkaran solcular –ya da Sarı Yelekliler ve hatta sendikacılar– da bunu kesinlikle öngöremediler. Tam tersine, salgın Çin’den gelmekteyken, çok yakın zamana kadar, onların –kim olursa olsun– bugün olan bitene ilişkin iktidarın aldığı önlemlerdeki gecikmeleri yüksek sesle mahkûm etme ehliyetlerini elinden alması gereken kontrol dışı toplantılar ve gürültülü gösteriler gerçekleştirdiler. Doğrusunu söylemek gerekirse Macron devletinden önce bu tedbirleri hiçbir siyasal güç almamıştır.
Devlet bakımından durum, burjuva devletin açıklıkla, kamusal olarak, burjuvaziden daha geniş kesimlerin menfaatine davranırken, stratejik olarak gelecekte bu devletin genel biçimini temsil ettiği sınıf çıkarlarının üstünlüğünü sürdüreceği mahiyettedir. Bir başka deyişle, konjonktür devleti, kendisi genel mahiyette olan bir düşmanın –savaş zamanlarında bu yabancı işgalci olabilir, mevcut durumda SARS 2 virüsüdür– içerideki varlığından ötürü durumu yetkili temsilcisi olduğu sınıfın çıkarlarını daha kamusal çıkarlarla kaynaştırmaya başvurarak kontrol etmeye zorlamaktadır.
Bu tür bir durum (dünya savaşı ya da dünyasal salgın) politik düzlemde ‘tarafsız’dır. Geçmişteki savaşlar yalnızca iki durumda, Rusya’da ve Çin’de – bunlar o dönemin imparatorlukları bakımından aykırı değerler olarak adlandırılabilir– devrimleri tetikledi. Rusya örneğinde bunun nedeni Çarlık rejiminin her anlamda ve çok uzun süredir, ve aynı zamanda bu uçsuz bucaksız ülkede gerçek bir kapitalizmin doğumuna potansiyel olarak adapte olan bir güç olarak, gerilemesiydi. Ve ona karşı, Bolşevikler suretinde, olağanüstü liderler tarafından iradeli bir biçimde yapılandırılmış, modern bir politik öncü mevcuttu. Çin örneğinde, devrimci iç savaş dünya savaşını öncelemişti ve Çin Komünist Partisi henüz 1940 senesinde denenmiş ve sınanmış bir halk ordusunun başında bulunuyordu. Buna karşın hiçbir Batılı güç muzaffer bir devrimi tetiklemedi. 1918’de yenilen Almanya’da bile Spartakist ayaklanma hızlıca ezildi.
Bundan alınacak ders açık: sürmekte olan salgın, salgın olarak, Fransa gibi bir ülkede kayda değer hiçbir siyasal sonuç doğurmayacaktır. Burjuvazimizin –yeni başlayan homurdanmaları ve yaygın olsa da eften püften sloganları göz önüne alınacak olursa– Macron’dan kurtulma vaktinin geldiğine inandığını varsaydığımızda bile bu hiçbir kayda değer değişiklik anlamına gelmeyecek. ‘Siyaseten doğru’ adaylar, köhne olduğu kadar tiksinti verici de olan ‘milliyetçiliğin’ küflenmiş bir biçiminin müdafileri olarak halihazırda kulislerde beklemekte.
Bu ülkenin politik koşullarında esaslı bir değişimi arzulayanlar olarak bu salgının doğurduğu aralıktan ve hatta –bütünüyle gerekli olan– izolasyondan politikanın yeni biçimleri, yeni politik alanlara ilişkin tasarılar ve komünizmin görkemli yaratımını ve –ilgi çekici olmakla birlikte son kertede yenilgiye uğramış– devletçi deneyimini takip edecek olan ulus-aşırı üçüncü aşaması üzerine çalışmak için faydalanmalıyız.
Ayrıca salgın gibi bir hadisenin kendi başına politik olarak yaratıcı bir yönde etkili olabileceğine inanan her bakış açısının sıkı bir eleştirisini gerçekleştirmek gerekiyor. Salgın hakkındaki bilimsel bilginin genel yayılımına ilaveten, politik bir talep yalnızca hastaneler ve halk sağlığı, okullar ve eşitlikçi eğitim, yaşlıların bakımı ve bu türden başkaca sorunlara ilişkin yeni ifade ve görüşlerle sürdürülebilir. Herhalde yalnızca bunlar mevcut durumun su yüzüne çıkardığı tehlikeli güçsüzlüğün bilançosu ile birlikte telaffuz edilebilir.
Sırası gelmişken açıkça ve cesaretle sözde ‘sosyal [olan] medya’nın, bir kez daha palavracıların akli felcinin, raydan çıkmış söylentilerin, nuh nebiden kalma ‘yenilikler’in keşfinin ve hatta faşizan gericiliğin yayılması için bir zemin olduğu açıkça ve cesurca gösterilmelidir.
İzolasyonumuz süresince bile ve hatta özellikle de bu süreçte, bilim tarafından kontrol edilebilir hakikatler ve yeni bir politikanın ayağı yere basan perspektifleri, yerelleşmiş deneyimleri ve stratejik amaçları haricindeki hiçbir şeye güvenmeyelim.
https://www.teorivepolitika.net/index.php/component/k2/item/696-salgin-durumu-uzerine
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.02.07 01:21 karanotlar Kadınların Kurtuluşu – 1907 – He Zhen

Kadınların Kurtuluşu – 1907 – He Zhen
https://preview.redd.it/g4cvfpitaef41.png?width=209&format=png&auto=webp&s=47dda2517cedc785420ce445f4031990dace3fb4
Çin’deki anarşist fikirlerin izi ilk Taocu filozoflara dek sürülebilir. Yirminci yüzyılın başlarında, anarşist fikirler Çin’de Çinli entelektüeller ve yurtdışındaki öğrenciler arasında yeniden dolaşmaya başladı. He Zhen, 1907’de Sosyalizm Çalışmaları Topluluğu’nu birlikte kurdukları eşi Liu Shipei (1884-1919) ile Tokyo’da yaşayan ilk Çinli anarşist feministti. Birlikte ilk Çince anarşist mecmualardan biri olan Natural Justice’i [Doğal Adalet) yayımladılar Çin toplumunda kadının konumu Çinli anarşistler için önemli bir konu haline geldi. O zamanlar, ayak-bağlama ve cariyelik hâlâ yaygın uygulamalardı. Aşağıdaki pasajlar onun ilk olarak Eylül ve Ekim 1907’de Doğal Adalet’te yayımlanan “Kadınların Kurtuluş Sorunları” adlı makalesinden alınmıştır. Çeviri Oregon Üniversite¬si Tarih Bölümü’nden Hsiao-Pei Yen tarafından yapılmıştır.
SON BİRKAÇ BİN YILDA DÜNYA… sınıf hiyerarşisi tarafından kurulmuş ve erkeklerin egemenliğindeki dünyadır. Dünyayı daha iyi hale getirmek için, erkek egemenlik sistemini saf dışı bırakmamız ve eşitliği uygulamamız gerekiyor, böylece erkekler ve kadınlar dünyayı paylaşacaktır. Tüm bu değişimler kadın kurtuluşu ile başlar. Binlerce yıldır, Çin’in toplumsal yapısı kadını boyun eğen köleler haline gelmeye zorlamıştır. Eski zamanlarda kadına erkeğin mülkü gibi davranıldı. Sefahati engellemek için, erkek, cinsiyetler arasındaki farklılıkları vurgulayan ahlaki öğretileri kurdu. Zaman boyunca, erkek ve kadın arasındaki fark doğal bir yasa olarak görüldü. Kadın kendi özel alanıyla yetindi, ender olarak seyahat edebildi… Kadının sorumluluğu çocukları yetiştirmekle ve hane halkını çekip çevirmekle sınırlandırılagelmiştir.
Çin dini nesillerin atalarının ruhunu taşıdığına inanır, böylece insanlar üremenin ölümsüzlüğe ulaşma yolu olduğunu düşünür. Çin politik sistemi çocuklara mülkiyetmiş gibi davranır, dolayısıyla insanlar üremeyi zenginlik elde etme aracı olarak düşünür. Bu yüzden, erkeğin cinsel zevkini destekleyen hem dini hem de politik sistemle, erkek kadına, insan üremesinin bir aracıymış gibi davrandı. Üstelik, Çinli erkek önemsiz ev işleriyle ilgilenmeye nadiren isteklidir: Bunun yerine, hem bütün fiziksel işleri hem de çocuk bakımını kadınlara yaptırırlar. Çocuk yetiştirmeyi ve hane halkını idare etmeyi kadının müebbet mesleği yapan başka nedenler de vardır. En başta, erkek kadına özel mülkiyeti gibi davranır.
İkinci olarak, modern zamanlar öncesindeki düşük yaşam standartları, tek başına erkek emeğini aileyi beslemek için yeterli kıldı, bu yüzden varlıklı ailelerin kadını çocuk yetiştirmek ve ev işlerini idare etmek dışında nadiren çalıştı. Bu yüzden, kölelik ve aylaklığın bütün kötülükleri kadının etrafında toplanır… Genellikle sadece fakir ailelerdeki kadınlar, yaşamak için kendilerine bel bağlarlar. Tarlalarda çalışırlar; hizmetçi olarak ücretli çalışırlar; en kötüsü, fahişe olurlar. Bu kadınlar, fiziksel olarak daha az sınırlanmış olmalarına rağmen, asla ruhsal kurtuluşa erişemezler. Gerçekte, fiziksel özgürlüğü elde eden kadın aslında en fazla sömürülen, en fazla aşağılanan ve en fazla küçük düşürülen kadındır…
Erkek kadının kurtuluşundan kaçınmak ister, çünkü kurtuluşun kadının karmakarışık davranışlarına neden olacağından korkar. Erkek kadın üzerine ne kadar fazla sınırlama koyarsa, kadının günaha yönelik arzuları o denli güçlü hale gelir. Hırsızlığın yasaklanmış olmasına rağmen, hırsız bir kere bir objenin değerini anladığında çalma arzusunun sadece güçlenmesine benzer şekilde, kadın da, kendini sınırlamamaya yönelik herhangi uygun bir fırsatı kavrayacaktır. Bunun için, özgürlük değil kapatılma ve sınırlandırılma kadının eşini aldatmasına neden olur. Çinli insanlar özgürlüğün kadını karmakarışık yapacağını nasıl söyleyebilir? Gerçek nedeni anlamıyorlar. Kadının özgürlüğüne ne kadar yasak koyarlarsa, kadın ahlakı da o denli dejenere hale gelir. İşte bu nedenle Çinli kadın gelişemiyor… Gerçek özgürlük, bütün sınırlamalardan tam bağımsızlık anlamına gelir. Günümüz Batı evlilik sistemi iktidar, zenginlik, ahlak ve yasa koşulları tarafından sınırlanır. Evliliğin gönüllü olduğunun söylenmesine rağmen, Batıdaki bütün erkekler ve kadınlar sadece sevgi için mi evlenir? Erkekler kadınları sıklıkla zenginlikleri ile baştan çıkarır; varlıklı ailelerden kadınlar da daha fazla talibi çekebilir. Hatta bazı durumlarda, zengin erkek fakir kadını kendisiyle evlenmeye zorlar. Bu, evliliğin zenginlik üzerinden sınırlandırılmasıdır. Bazı durumlarda, erkek kendi ilerlemesinin bir aracı olarak, prestijli geçmişi olan kadınla evlenir; diğer durumlarda, prestijli erkek düşük sosyal statülü kadınla sınıf farklılıklarından dolayı evlenemez. Bu, evliliğin iktidar üzerinden sınırlandırılmasıdır. Basitçe söylemek gerekirse, özgür evlilik yoktur!… Yasa ile yönetilen modern toplumlardaki kadınlar, erkeklerle aynı eğitimi almalarına rağmen, nadir olarak siyaset bilimi ve hukuk okuma şansına sahip olurlar, orduya veya polis akademilerine kaydolma şanslarından bahsetmek bile gereksiz. Bürokrasi ile yönetilen modern devlette kadının erkekle eşit fırsata sahip olduğunun söylenmesine rağmen, kadınlar memur olamazlar. Cinsiyet eşitliği sadece lafta kalır.
Kadının kurtuluşu, kadına gerçek eşitliğin ve özgürlüğün zevkini getirmelidir. Batı sistemi kadına sadece lafta kalan özgürlük ve eşitliği getirir. Sahip olduklarını iddia ettikleri özgürlük gerçek özgürlük değil, sahte özgürlüktür! Eşitlik, sahte eşitliktir! Gerçek özgürlük olmadan, kadın tam gelişmişlikten mahrum kalır; gerçek eşitlik olmadan hiç kimse insan haklarından yararlanamaz. Asyalı kadın, Batı medeniyetinin gelişimine hayranlık duyarak, Batılı kadının kurtulmuş olduğuna ve erkekle tam özgürlüğü ve eşitliği paylaştığına inanıyor. Batılı kadının ayak izlerini takip etmek istiyor. Yazık! Kadın devrimi çağında olduğumuz için kadının sadece sahte özgürlüğe ve sahte eşitliğe sahip olmasını istemiyorum; kadınların gerçek özgürlüğe ve gerçek eşitliğe ulaşacağım şiddetle umut ediyorum! Son yıllarda, insanlar Çin toplumunda kadının kurtuluşunu aramaya başladılar. Kadının kurtuluşu aktif olarak veya pasif olarak başarılabilir. Kurtuluşa aktif olarak ulaşmanın anlamı nedir? Bu, kadınların kendi kurtuluşları için mücadele etmesi ve onu savunmasıdır. Kadın kurtuluşuna pasif olarak ulaşmanın anlamı nedir? Kurtuluşun kadına erkek tarafından bahşedilmesidir. Bugün Çinli kadının kurtuluşu genel olarak pasif yoldan teşvik ediliyor. Kadın kurtuluş hareketinin savunucularının çoğu erkek olduğunda, kadınlar erkekler kadar kazanç sağlamaz. Geçmişte bütün kalbiyle kadının kapatılmasını ve sınırlandırılmasını destekleyen erkek, neden son yıllarda kadın kurtuluşunu ve cinsiyet eşitliğini destekliyorlar? Bunun için üç açıklama vardır. İlki, Çin erkeğinin çıplak iktidara tapınmasıdır. Çin’in, Avrupa, Amerika ve Japonya gibi dünyayı medenileştiren başlıca güçlerin sistemini izlemesi gerektiğine inanıyorlar. Eğer Çinli erkekler, karıları ve kız çocukları için ayak-bağlama uygulamasını yasaklayarak onları okula gönderseler ve onları eğitseler, Çin’in medeni olduğu düşünülecek. Çinli erkekler ve aileleri, uygarlık ününün zevkini çıkaracaklar. “Medeni” erkekler kendi “medeni” kanlan ve kız çocuklarıyla kamusal alana çıktıklarında, başarıları için alkışlanacaklar. Bu erkekler kadın kurtuluşunu kadınların hatırı için mi teşvik ediyorlar? Kadınları sadece kendi ünlerine ulaşmak için kullanıyorlar. Onların bencil kaygıları, kadınlara kendi özel mülkiyetleri olarak davrandıklarını kanıtlar. Eğer kadın gelişiminin onların şöhreti üzerine etkisi olmasaydı, kadın kurtuluşu ile bu denli ilgili olmayacaklardı. Çinli erkeğin kadını özelleştirmesi, kendisini ilk kez eski geleneksel toplumda kadınları sınırlama çabalarında göstermişti; artık kendisini Batı modeli üzerinde kadın özgürlüğü için verilen destekte gösteriyor. İkinci olarak, Çinli erkeğin kadın özgürlüğünü teşvik etmesi, Çin’in ekonomik durgunluğuyla alakası var. Orta-sınıf aileler kadın üyelerini beslemekte zorluk çekiyor.
Erkekler kadının sınırlandırılmasından bir şey elde etmediklerinin, hatta bu sınırlandırmanın ekonomilerini enkaza çevirdiğinin farkındalar. Bunun için kadın bağımsızlığını savunuyorlar ve kadının erkeğe ekonomik bağımlılığının onların en büyük düşmanı olduğunu görüyorlar. Çinli erkekler kız çocuklarını kız okullarına girmeleri için cesaretlendiriyor. Daha az varlıklı ailelerden kadınlar nakış, örgü, dikiş ve aşçılık gibi el sanatları öğreniyorlar. Şanslı olanlar öğretmen okullarına giriyor. Daha gelişkin kadınlar, düzenli müfredat dışında eczacılık ve fen gibi profesyonel eğitim alıyorlar. Erkekler kadınların eğitimini onların iyiliği için değil, kendi iyilikleri için teşvik ediyorlar. Mezuniyetlerinden sonra kadınlar öğretmen veya becerikli işçiler olarak kendi yaşam gereksinimlerini karşılayabilirler. Hem de ailelerine bakmaya mecbur kalırlar. Kızlarıyla birlikte ailenin mesuliyetini paylaşırlar, hatta eve en fazla ekmek getiren olurlar, erkekler daha fazla boş zamanın zevkini çıkarır veya paralarını metreslerine ya da fahişelere harcayabilirler. Erkekler herhangi bir sınır olmadan zevk sürmeye devam ederlerken, kızları çetin yaşam koşullarının ıssızlığında acı çekerler. Erkek, kadının bağımsızlığını kendi çıkarları yüzünden savunur, işte bu, Çinli erkeğin kadın kurtuluşunu teşvik etmesinin ikinci nedenidir.
Üçüncü neden, Çinli erkeğin ailesine değer vermesi ve çocuklarından büyük beklentileri olmasıdır. Ancak, kendi başına ev işlerini yönetme ve çocukları yetiştirme göreviyle başa çıkmak için yeterli ve uygun değildir. Kadının sorumluluk almasını isterler. Bu yüzden, ev ekonomisi Çin’deki kız okullarının en popüler konusu haline gelmiştir. Çin’de yeni kurulan parti (Devrimci Güç Birliği) bile, ev içi eğitimin tüm eğitimlerin temeli olduğunu iddia eder. Bu şu anlama gelir; medeni bir kadın ev işlerini geri kalmış bir kadından daha iyi halledebilir; medeni bir kadın çocuklarını geri kalmış bir kadından daha iyi eğitebilir. Aslında, aile erkeğe aittir, bu yüzden aileyle ilgilenmek erkeğe hizmet etmek gibidir; çocuklar da erkeğe aittir, çünkü annelerinin yerine babalarının soyadını alırlar. İşte bu nedenledir ki, erkek kadını kendi amaçları için kullanmak ister. Sonuç olarak, üstteki üç neden erkeğin kadın kurtuluşundan bencilce yarar sağladığını gösterir. Kadının bağımsızlığını elde etmesine ve onun medenileşmesine yardım ettiğini iddia eder; fakat, kadınlara kurtuluş umudu verirken aslında onları sıkıntılar içine sokar. Geleneksel toplumda, erkek kadından daha üst statüye sahipti, fakat kadın daha fazla boş zamandan ve fiziksel özgürlükten yararlanırdı; günümüz toplumunda, erkek hâlâ kadından daha üst seviyede, fakat bu kez kadın erkeğin işlerini paylaşıyor ve erkek de kadınların zevklerinden yararlanıyor. Kadınlar erkek tarafından kullanılmaktan neden mutlu olsun ki? Aptal kadınlar, kadın kurtuluşunu başlattıkları için erkekleri yere göğe sığdıramıyorlar. Bu kadınlar, Mançu meşrutiyetçilerini yere göğe sığdıramayanlarla tam da aynı şeyi yaptıklarının farkında değiller. Mançu bir anayasa tasarlamıştı, fakat halka politik güç vermeye istekli değildi. Aynı şekilde, erkeğin kadın kurtuluşunu teşvik etmesi de, kadınların gerçek gücü erkeklerin ellerinden alacakları anlamına gelmez. Her işi erkeklerin yapması gerektiğini söylemiyorum, veya kadın haklarının genişletilmemesi gerektiğini ve kadınların görevlerini isteklice yerine getirmeleri gerektiğini öne sürmüyorum. İleri sürdüğüm şey, kadın hakları hareketinin erkek tarafından bahşedilmesi değil, kadın tarafından kazanılması gerektiğidir. Eğer kadın erkekten emir alırsa, zaten özgürlüklerini kaybetmiş demektir; eğer kadın haklarını erkekten alırsa, zaten erkeğe bağımlı olmuş demektir. Kadın kurtuluşu erkeğin yetkisinde olduğunda, erkek kadından yararlanır ve nihayetinde kadını kendi tahakkümüne maruz bırakır. Bu nedenle, kadının kendi kurtuluş yolunu, bu yolu erkeğin ona vermesine bel bağlamadan araması gerektiğini savunuyorum. Bugün Çinli kadınların tümü kendi kurtuluşlarına yönelik cevabi erkeklerde arıyorlar. Pasif bir rol almak istiyorlar, çünkü özbilinçten yoksunlar. Özbilinç olmadan, kadın erkek tarafından manipüle edilir, ama hâlâ erkeği onurlandırır. Bu kadınlar en utanmaz kadınlar değiller midir? Kadının pasif kurtuluşunun sakıncalarından bahsettim. Şüphesiz ki, özgürlük ve eşitlik için can atan ve gelenekler tarafından sınırlandırılmak istemeyen bazı Çinli kadınlar vardır. Kurtuluşun tesisi kendi iradelerince yönlendiriliyor görünüyor. Fakat, onların gerçek motivasyonunu keşfetmemiz gerekli. Gerçekte istedikleri şey, özgürlük ve eşitlik adına başıboş cinsel arzuların zevkine varmaktır. Kurtuluşu, neredeyse, cinsel arzuları serbest bırakmanın yolu olarak yorumluyorlar. Sadece, kadın toplumu dönüştürecek gücü elde edecek kadar geliştiği takdirde gerçek kurtuluşa erişilebileceğini anlamıyorlar. Kadın sadece aşkla ve seksle ilgilenirse, insanlığı kurtarma ruhu ölçüsüz arzularla yer değiştirecek ve böylece görev tamamlanamayacaktır. Bu, kadının saplantısı özgür aşkın kovalanmasından kaynaklanıyorsa mazur görülebilir. Ancak çok az Çinli kadın bu kategoriye girmektedir. Sadece bazıları bu dayanılmaz isteklere direnemez ve herhangi bir erkekle flört eder; bazıları baştan çıkartılır ve yıkılmış hale gelir. Bazısı vücutlarını para için satar; ya fahişelikle ya da zengin erkeklerle kırıtarak flört ederek para kazanırlar. Birinin para uğruna bu denli gözden düşmesi en onur kırıcı davranıştır. Böylesi bir davranışı bir özgürlük eylemi olarak adlandırabilir miyiz? Ayrıca, “kurtuluş” kelimesi aslen kölelikten özgürleşme anlamına geldiği için, fahişeler ve kurtulmuş kadın arasında nasıl bağlantı kurabiliriz? Bu kadınlar, kurtuluşu cinsel düşkünlük ile karıştırıyor, bu yüzden, bu kadınların zaten en bayağı fahişeler haline geldiklerinin farkına varmaları zordur. Bugün beyaz kadın, cinsiyet eşitsizliğinin sakıncalarını anlıyor ve cinsiyet eşitsizliğinin kökeni olarak eşitsiz güç dağılımını gösteriyor. Kadının oy hakkı için mücadele eden örgütlenmeleri oluşturuyor… Kadınların çoğunluğu hâlihazırda hem hükümet hem de erkek tarafından eziliyor. Seçim sistemi, üçüncü bir yönetici grubun, elit kadınların, takdim edilmesiyle baskısını artırıyor. Baskı aynı kalsa bile, kadınların azınlığı hâlâ kadınların çoğunluğunun irade zayıflığından yararlanıyor…
İktidardaki birkaç kadın iktidarsız kadınların çoğunluğuna hükmettiğinde, eşitsiz sınıf farklılıktan kadınlar arasında vücut bulur. Şayet kadınların çoğunluğu erkekler tarafından kontrol edilmek istemiyorsa, neden kadınlar tarafından kontrol edilmek istesinler ki? Bu yüzden, erkeklerle iktidar için mücadele etmek yerine, kadınlar erkeklerin kanunlarını yıkmaya çabalamalıdır. Erkek bir kez ayrıcalıklarından soyunduğunda kadınla eşit olacaktır. İtaatkâr kadın ve itaatkâr erkek olmayacaktır. Bu, kadınların kurtuluşudur, bu, radikal bir reformdur. Neden var olan parlamenter sistemle ve nihai hedef olarak oy hakkı hareketleriyle hoşnut olalım? Sadece, kadınlar, hareketlerini hükümete girmekten hükümetin kökünü kazımaya dönüştürdüğünde hoşnut olabiliriz!
He Zhen (Doğal Adalet, Cilt. 7-10, Eylül – Ekim 1907)
Çeviri: Nil Erdoğan, Mustafa Erata Bu yazı Robert Graham’ın ANARŞİZM: Özgürlükçü Düşüncelerin Belgesel Bir Tarihi isimli kitabından alınmıştır.
http://anarsizm.org/kadinlarin-kurtulusu-1907-he-zhen/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.11.05 11:46 masalokucomtr Özay Gönlüm Kimdir

Özay Gönlüm Kimdir
https://preview.redd.it/18vy4nlnkuw31.jpg?width=1024&format=pjpg&auto=webp&s=04c86095905f0d7f52391c27dfd1bede77a62814
Özay Gönlüm, 05.02.1940 yılında Denizli Merkezefendi’de dünyaya gözlerini açtı. Ailesi Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı olan Kızılcabölük beldesinden olan Özay Gönlüm1953 senesinde Denizli Erkek Sanat Enstitüsü’ne başladı. Enstitü’de müziğe olan yatkınlığı ve farklı kişiliği ile çok sevilen bir öğrenci olan Gönlüm ’ün henüz 16 yaşındayken Türk türkülerinin en ünlü derleyicisi Muzaffer Sarısözen’le tanıştı. Bu tanışma Gönlüm ‘ün kariyerini de belirledi. Başarıları ile hala dilden dile dolaşan Özay Gönlüm, Ankara radyosundaki Yurttan Sesler programı ile sanat dünyasına ilk adımı attı. Bir süre Milli Eğitim Bakanlığı Film Radyo Televizyon merkezinde çalışan Özay Gönlüm, 1966 senesinde yetişmiş saz sanatçısı olarak Ankara radyosunda çalışmalarını sürdürmeye devam etti. Özellikle egenin en güzel şehirlerinden bir tanesi olan Denizli’nin türkülerine sazı ve sesi ile can veren Özay gönlüm, dinleyenlerde derin izler bıraktı. En az çalıp söylediği ege türküleri kadar fıkraları, taklit yeteneği, şovmenliği ve kullandığı dillere destan Denizli şivesiyle folklorun zenginleşmesine katkı sağladı. 1960 yıllarında sahne hayatına da başlayan sanatçı 1973 yılı itibari ile yaklaşık 10 yıl kadar düzenli bir şekilde İzmir Enternasyonal fuarında sahneye çıktı. Türküleri ile dillere destan olan Özay Gönlüm, bu sürede daha çok tanınma fırsatı buldu. En başta Zeki Müren olmakla beraber daha pek çok ünlü ile aynı sahneyi paylaşma imkanı buldu. Bir Yeşilçam filminde de başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkan Özay Gönlüm TRT ekranlarında çocuklara ve tarıma yönelik programlarda da yer aldı. Kültür Bakanlığı Halk Müziği Geliştirme Merkezinde (hakem) repertuar kurulu üyeliği yapan Gönlüm ’ün son programı ise yine TRT ekranlarındaki Türk Halk Müziği İstekleri isimli programı oldu.
Radyo tiyatrolarında ve oyunlarında rol alan Gönlüm, televizyon ve radyolarda yayınlanan Nineden Mektuplar tiplemesi ile büyük ilgi gördü. Çöz De Al Mustafa Ali, Özay’ın en sevilen türkülerinden bir tanesi oldu. Türküyü Fişini de Al Mustafa Ali olarak değiştirip seslendirerek, halkı vergiye yönelik makbuzları toplamaya davet ederek sosyal bilincini göstermiş oldu. Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Avrupa ve Avustralya’da konserler veren ünlü sanatçı en başta Kütahya ve Denizli yörelerinden olmak üzere daha pek çok yöreden 3400’den fazla türkü tedvin etti. Özellikle Şu Dağlar Tepe Tepe, Osmanım’ın Mendili, Adım adım Denizli’nin yolları, Cemile’min Gezdiği Dağlar Meşeli, Asmam Çardaktan, Çöz de Al Mustafa Ali, Sultan seccadesi, Denizli’nin Horozları gibi türküleri ile tanınan Özay Gönlüm, yöresel icra tekniği, Teatral yeteneği, yorumu ve (Yaren) adını verdiği üçlü sazı ile kısa sürede Türk halk müziğinde bir ekol oluşturmayı başardı. Bağlama ile birlikte cura ve tambura tekniğine de büyük önem veren Özay Gönlüm, ege yöresinde Hamit Çine’den Ramazan Güngör’e kadar pek çok curacı ile çalışmıştır.
Cura konusunda da ustalığını katıldığı programlarda her boyda cura çalarak gösteren Gönlüm, Yaren adını verdiği enstrümanında çöğür, cura ve bağlamayı bir araya getirmiştir. Türküleri ile 34 senedir gönüllerde taht kuran üstat Özay Gönlüm, 2 sene akciğer rahatsızlığı ile boğuşarak yaşadı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Kliniği’ne tedavi edilmek amacı ile yatan ünlü sanatçı hastalığa yenik düştü. 01.03.2000 tarihinde solunum yetmezliği sebebi ile hayata gözlerini yuman Gönlüm, arkasında gözü yaşlı pek çok hayran bıraktı. Cebeci Asri mezarlığına defnedilen Gönlüm ‘ün hayranları onu hiç yalnız bırakmıyor. İyi bir sanatçı olduğu kadar iyi bir baba da olan Özay Gönlüm ‘ün eşi Ayten hanımdan dünya güzeli 2 kızı oldu. Türk dinleyicileri, Gönlüm’ü şık takım elbisesi, peruk saçı, kolunda tesbihi, yeleği, ayağında çizmesi ve sazının altında bacağına serili mendili ile tanımaktadır. Özay Gönlüm dendiğinde akla gelen ege yöresinden türküleri ve olmazsa olmaz olan Ninenin Mektupları’dır. Baba tarafından Denizlili olan Gönlüm, babasının askeri görev yaptığı Erzincan’da daha çok küçükken Armonika ile müzikle tanıştı. Ortaokul yıllarında müziğe keman ile devam eden Gönlüm, bağlamaya da başlamasının ardından 1965 yılında köy köy dolaşarak derlemeler yapmaya başladı. Özellikle ege yöresi tutkunu olan Gönlüm, bu yöreden pek çok türkü derleyerek Türk halk müziği repertuarına kazandırdı. Pek çok uzunçalar ve 45’liğe imza atan Gönlüm, kendisi derleyerek TRT repertuarına kazandırdığı yüzlerce türkü arasından Sobalarında kuru meşe, Çöz De Al Mustafa Ali, Sobalarında kuru meşe, Denizli’nin horozları, Avşar Beyleri, evlerinin önü bulgur azanı, Cemilemin gezdiği dağlar meşeli, Şu dağlar tepe tepe ve tepsi fındıklar türkülerini plaklara okudu. Ancak asıl satış rekorları Ninenin Mektubu plakları ile kırıldı. Hiç üşenmeden onlarca mektubu plaklara okuyan Gönlüm bu mektuplar sayesinde ününe ün kattı.
Denizli şivesi ile anlattığı bu fıkralar ve hikayeler ile sevgi yağmuruna tutulan Özay Gönlüm, her daim doğal olmayı tercih etti. 70’li yılların sonlarına doğru esprili kişiliğinin yanı sıra bağlama yapımcısı Cafer Açın’a yaptırmış olduğu yareni ile de ün kazandı. 3 enstrümanın birleştiği bu sazla radyolarda, konserlerde ve televizyonlarda şovlar yapmış, şovlarıyla beğeni toplamayı başarmıştır. TRT adına pek çok alanda çalışmalar yapan Gönlüm, 80’li yıllarda televizyon için maliye bakanlığı tarafından hazırlanan KDV reklamlarında da oynadı. Yarenini de yanına alarak 42 ülkede konser vermeye giden ünlü sanatçı TRT Türk Halk Müziği Repertuar kurulu üyeliği, Kültür Bakanlığı HA Gem’de Repertuar Kurulu üyeliği ve pek çok sınavda jüri üyeliği görevlerinde de yer aldı. 45’lik/33’lük 30’a yakın kaset, 200 türkünün kaynak kişisi ya da derleyicisi olan Özay Gönlüm’ün eski 45’likleri veya uzun çalarlarını 1. El piyasasında bulmak mümkün değildir. En güncel derlemesi, kalan müzik aracılığı ile 2005 senesinde piyasaya sürülmüş olan, 2 kaset, 2 cd ve kitapçıklardan oluşan Özay Gönlüm koleksiyonu olmuştur. Bununla beraber 2001 senesinde Anadolu Müzik ayrıcalığı ile piyasaya sürülen yaren isimli kasetini bulabilirsiniz. Büyük üstat Özay’ın en tanınmış türkülerini aşağıda bulabilirsiniz:

Özay Gönlüm Türküleri

  • Bağlamamın Düğümü
  • Gımıldanıver
  • İki keklik
  • Evren köy
  • Hıkkıdık duttu beni
  • Onikidir şu Burdur’un dermeni
  • Manisayla Bergamanın aras
  • Gıcır gıcır gelir yarın kağnısı
  • Elindedir bağlam
  • Dağların başındayım
  • Hatçam çıkmış gül dalına
  • Karahisar kalesi
  • Sobalarında kuru da meşe yanıyor
  • Tepsi tepsi fındıklar
  • Cemilemin gezdiği dağlar meşeli
  • Çöz de al Mıstıvali
  • Ninenin mektubu
  • Çil horoz
  • Derbent Deresi
  • Denizli’nin horozları
  • Asmam çardaktan
  • Arabaya taş koydum
  • Evlerinin önü bulgur kazanı (Adım adım Denizlinin yolları)
  • Elif dedim be dedim
  • Bade İşçil Kimdir
  • Biyografi
  • Asuman Krause Kimdir
  • https://masaloku.com.tr
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.07.30 10:47 Haberfutbol24 30 Temmuz 2019 Spor Haberleri

30 Temmuz 2019 Salı Beşiktaş Haberleri
Abdullah Avcı'nın zorlu Beşiktaş sınavı
Sahaya doğru şekilde yayılmış oyuncuların, hızlı ve bol paslaşması, oyunun yönünü çabuk değiştirmesi ve süratli bir şekilde defans arasına ince paslar atması gibi meziyetler Abdullah Avcı'nın olmazsa olmazı.
Uzun yıllar çalıştırdığı Başakşehir'de, bu oyun tarzını yerleştirmeyi başarmış Avcı'nın, aynı oyunu Beşiktaş'a uygulatması kendisinden beklenen tek gerçek. Ancak; Beşiktaş'ın Medipol Başakşehir gibi uzun seneler beklemeye tahammülünün olmadığı da bilinen diğer gerçek. Bir anlamda da 'Başakşehir'deki 5 sene Beşiktaş'ta birkaç ay demek'.
Beşiktaş camiasının bu gerçeklerin çarpışmasından umduğu şey ise siyah beyazlı takımın iyi futbol oynayarak kazanması ve şampiyon olması. Zira Beşiktaş; zorlu bir süreçten geçtikten sonra, Şenol Güneş döneminin ilk senesinde, şu ankine benzer bir oyun tarzını kısa sürede oynamaya başlamış ve şampiyon olmuştu. Şimdi aynı şeyi Abdullah Avcı yapmak istiyor ve siyah-beyazlı futbolcuları alışkanlıklarından uzaklaştırarak, tüm takıma futbolun en basit tarafını oynatmaya çalışıyor.
QUARESMA BİLE SİSTEME UYMAK İÇİN ÇABA GÖSTERİYOR
Avcı, bunun için hiç vakit kaybetmeden daha ilk günkü idmandan başlayarak, büyük bir sabır içinde, sürekli olarak aynı oyun planını çalıştırıyor ve bu oyun tarzını defalarca tekrarlatıyor. Yani; Başakşehir'de 5 senede ulaştığı noktaya Beşiktaş'ta birkaç ayda gelmeye çalışıyor. 8 Temmuz'dan bu yana yapılan idmanlar ve oynanan hazırlık maçları da gösteriyor ki takım, Avcı'nın istediği oyun tarzını uygulamakta son derece istekli ve çaba gösteren bir yapı içinde. Sürekli kenarda top alıp orta yapan 35 yaşındaki Quaresma'nın bile (hazırlık maçlarında görüldüğü kadarıyla) paslaşmaya ve yön değiştirmeye dayalı oyun sistemine uymak için kendini had safhada zorladığı düşünüldüğünde, diğer futbolcuların da çabasıyla, Beşiktaş için oldukça umut verici bir anlam taşıyor. Oğuzhan'ın 6 numarada defansa yardım etmesi, Ljajic'in sürekli kenarlara kaçarak Dorukhan'a alan yaratması ve Dorukhan'ın hücuma yön verme çabası buna birkaç örnek.
DORUKHAN, İRFAN CAN OLABİLİR Mİ?
Pendikspor, Kocaelispor, Eibar ve Apollon Larissa ile oynanan 4 hazırlık maçında görünen eksik yönler ise tüm iyi niyet ve isteğe rağmen hücumda yaşanan sıkıntılar. Burak Yılmaz'ın henüz maç seviyesinde olmaması, yerine oynayan Güven Yalçın'ın takım oyunundan uzak, kişisel çabaya dönük tarzı, Abdullah Avcı'nın istediği hücum düzeninin aksamasına neden oluyor. Burak'ın takıma dönmesiyle hücum zenginliğinin artacağı net bir durum. Ancak; Başakşehir'de olduğu gibi Beşiktaş'ta da Avcı'nın saha içinde gizli bir lideri olacak. Başakşehir'de bunu İrfan Can ile yapan ve yeni bir yıldız yaratan Avcı, Beşiktaş'ın hazırlık maçlarında bu görevi Dorukhan'a verdi. İnce pas atma ve bir anda oyunun yönünü değiştirme oranı İrfan Can'a göre düşük olan Dorukhan'ın gizli liderliği taşıyıp taşıyamayacağı, önümüzdeki süreçte kendini geliştirmesiyle doğru orantılı olacak. Avcı'nın 4 hazırlık maçında 6 numarada oynattığı Oğuzhan (Şenol Güneş'in ilk şampiyonluğunda olduğu gibi) bu göreve daha yatkın görünse de, son 3 yıldaki önlenemez düşüşü kendisine şüphe ile yaklaşılmasına neden oluyor. Yine de Dorukhan-Oğuzhan arasında olası mevki değişikliği Abdullah Avcı'nın planları arasına girecek en büyük ihtimallerden biri olacak.
SOL TARAFA EN AZ İKİ TAKVİYE GEREKLİ
4 hazırlık maçı itibarıyla kaleci Karius'un ve defans oyuncularının, Abdullah Avcı'nın uygulatmak istediği geriden oyun kurma planına çabuk adapte olduğu görülüyor. Defansta her ne kadar kalecinin de dahil olduğu iyi paslaşmalar olsa da, rakip ataklara bakıldığında sol tarafın değişmesi veya yüksek rekabet sağlayacak oyuncular alınması kaçınılmaz.
Yönetimin de bu yönde girişimlerinin olduğu bilinen bir haber ve sol tarafa yapılacak 2 transferin yanı sıra Burak Yılmaz ve Atiba'nın da dönmesi Abdullah Avcı'nın planlarını daha da kolaylaştırabilir. Bunlarla beraber Quaresma'nın, Tyler Boyd ile sol ve sağ kanadı değişmeli kullanması şimdilik yeterli görünse de 3 kulvarda yapılacak yarışta sol öne yeni bir transferin mutlaka gerekli olduğu da görülüyor.
Beşiktaş Martins İndi ile anlaştı ama...
Beşiktaş sol stoper için listenin en başına aldığı Martins Indi’nin satın alma opsiyonunu indirmeye çalışıyor. Bu gerçekleştiği takdirde transfer mutlu sonla bitmiş olacak..
Beşiktaş sol stoper için listenin en başına aldığı Martins İndi için tüm kozlarını oynuyor. Stoke City forması giyen Hollandalı futbolcunun kiralanması için yapılan görüşmelerde hem İngiliz kulübü hem de İndi ile anlaşma sağlandı..
SATIN ALMA OPSİYONU YÜKSEK
Ancak Stoke City'nin 7 milyon Euro satın alma opsiyonu şartı sunması Beşiktaş'ı düşündürüyor. Siyah-Beyazlılar bu rakamı 4 milyon Euro civarına çekmek için büyük uğraş veriyor..
ALİ NABİ GÖRÜŞME YAPACAK
Beşiktaş Sportif Direktörü Ali Nabi'nin bu hafta içinde Stoke City'li yetkililerle bir görüşme yapacağı ortaya çıktı. Bu görüşme bu transfere netlik kazandıracak.
KARTAL'A YEŞİL IŞIK YAKTI
Stoke City'de forma giymek istemeyen Martins Indi'nin Beşiktaş'ın teklifine çok sıcak baktığı öğrenildi.
Burak Yılmaz'ın forma numarası değişti!
Beşiktaş, yeni sezon hazırlıklarını Avusturya kampı ile sürdürüyor.Siyah beyazlılarda Burak Yılmaz ve Jeremain Lens, forma numaralarını değiştirdi.
Golcü oyuncu, önümüzdeki sezon 17 numarayı giyecek.
Burak Yılmaz, geçtiğimiz sezon devre arasında Beşiktaş'a transfer olduğunda 17 numarayı Lens'in giymesi nedeniyle 71 numarayı tercih etmişti.
Tecrübeli oyuncu yeni sezonda kendisiyle özdeşleşen forma numarasına tekrardan kavuşacak.
Kagawa'nın tercihi belli: Ya Beşiktaş ya Japonya!
Beşiktaş’ta geçen sezon kiralık oynayan yıldızın hedefi La Liga’ydı. Ancak Kagawa, İspanya’dan umduğunu bulamadı. Ülkesinden de teklif alan Samuray, ya Japonya’ya gidecek, ya Kartal’a dönecek.
Kagawa artık yol ayrımına geldi. Geçen sezonun ikinci devresini Beşiktaş’ta kiralık olarak geçiren Japon futbolcunun performansından memnun kalan Siyah-Beyazlılar, 30 yaşındaki oyuncuyu kadrolarında tutmak için teklif yapmıştı. Kagawa ise “La Liga’da oynamak birinci tercihim. İspanya’ya gidemezsem, Beşiktaş’ta devam edebilirim” cevabını vermişti. Geçen sürede Kagawa İspanya’da umduğunu bulamazken, son olarak Celta Vigo kulübü de onunla ilgilenmedikleri konusunda açıklama yaptı.
14 MAÇTA 4 GOL ATIP, 2 ASİST YAPTI
Shinji Kagawa, İspanya defterini kapatırken, şimdi önünde iki alternatif bulunuyor. Yıldız futbolcu her ne kadar Beşiktaş’a dönebileceğini söylese de Japonya’dan da cazip teklifler geldiği öğrenildi. Bunları da değerlendirmeye alan Samuray, ya ülkesine dönecek ya da Başkan Fikret Orman’a verdiği sözü tutarak, “İspanya’ya transferim gerçekleşmedi” diyerek yeniden Siyah-Beyazlı formayı giyecek. Kagawa geçen sezon Beşiktaş’ta 14 karşılaşmada görev yaparken, 4 gol kaydetmiş, 2 de asiste imzasını atmıştı.
Beşiktaş'ta Konoplyanka sesleri! Kısa sürede açıklanacak!
Beşiktaş, 29 yaşındaki Ukraynalı yıldız Konoplyanka ile haziran ayından itaberen yapılan temaslarda sona geldi. Schalke ile ise bonservis konusunda görüşmeler sürüyor. Son nokta koyulmak üzere...Kısa süre içinde açıklama yapılacak...
Transferde, gaza basan Beşiktaş sol kanat için de takviye yapmaya hazırlanıyor. Haziran ayından itibaren Schalke’nin yıldızı Yevhen Konoplyanka ile temaslarını sürdüren ve anlaşma aşamasına gelen Siyah-Beyazlı yöneticiler, bonservis konusunda da Alman ekibi ile yapılan görüşmelere hız verdi. Bundesliga temsilcisi ile yapılan görüşmelerde anlaşma aşamasına gelen Siyah-Beyazlılar’ın kısa süre içinde bir açıklama yapması bekleniyor. Almanya’da 4 milyon euro civarında yıllık ücret alan 29 yaşındaki oyuncunun 3 milyon euro civarında bir rakama Beşiktaş’a imza atması bekleniyor.
654 DAKİKADA SADECE 1 GOL ATTI
Konoplyanka bu sezon Bundesliga’da Schalke formasıyla 13 karşılaşmada sahaya çıktı ve 654 dakika görev aldı. Ukraynalı futbolcu 1 gol attı, 1 asist yaptı. Konoplyanka tüm kulvarlarda ise 21 karşılaşmada 1 gol, 2 asistlik performans sergiledi. Kulübü ile 1 yıl daha sözleşmesi daha bulunan 29 yaşındaki oyuncunun 57 Bundesliga maçında 6 gol, 7 asistlik performansı bulunuyor. Konoplyanka, Ukrayna Milli Takımı’nda ise 82 müsabakada görev aldı. Başarılı futbolcu bu süre içinde 21 gol atarak takımına büyük bir katkı sağlamış oldu.
LENS SATIŞ LİSTESİNE KONULACAK
Beşiktaş’ın, Konoplyanka ile 2 yıllık anlaşma yapması bekleniyor. Ukraynalı yıldızın takıma katılmasıyla birlikte geçtiğimiz sezon performansı ile büyük hayal kırıklığı yaratan Lens ile yollar ayrılacak. Siyah-Beyazlı Yönetim, Hollandalı oyuncuya gelen tüm teklifleri masaya yatıracak. Beşiktaş Teknik Direktörü Abdullah Avcı da Lens’in kamp performansından memnun değil. Hollandalı oyuncunun satışına sıcak bakıyor. F.Bahçe’deki halinden oldukça uzak bir görüntü sergileyen 31 yaşındaki futbolcu, geçtiğimiz sezon protestolara da maruz kalmıştı.
Beşiktaş Marcelo için pusuda bekliyor
Eski stoperi Marcelo’nun Lyon ile yaşadığı sorunu yakından takip eden Beşiktaş, şartların oluşmasını bekliyor.
Beşiktaş'ın eski futbolcusu Marcelo ile Lyon yönetimi arasındaki kriz devam ediyor. Siyah-Beyazlı yönetim bu gelişmeleri ise yakından takip ediyor. Marcelo’nun Lyon’la devam eden 2 yıllık kontratından memnun olduğu ve kalmak istediği öğrenilirken, buna karşılık Lyon ise Brezilyalı futbolcu ile yolları ayırmak istiyor. Lyon yönetiminin ısrarının devam etmesi halinde 32 yaşındaki stoper bu kez gelen teklifl eri değerlendirecek. Eğer deneyimli isim de ayrılmaya karar verirse stoper arayan Beşiktaş, Brezilyalı futbolcu için devreye girecek. Marcelo, yeniden Beşiktaş’ta oynamak istediğini dile getirmişti.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Şifresiz Maç İzle

30 Temmuz 2019 Salı Fenerbahçe Haberleri

Fenerbahçe'ye bir forvet daha! Bas Dost...

Vedat Muric’i transfer eden Fenerbahçe bir golcü daha alacak ve işi sağlama bağlayacak.
Kanarya’da öne çıkan isim ise Bas Dost. Portekiz’den gelen haberlere göre Sporting Lizbon’dan ayrılmayı kafasına koyan 30 yaşındaki golcüye en ciddi teklifi Fenerbahçe yaptı. Diğer adaylar Sevilla, Schalke, Bordeaux, Tigres olsa da sarı-lacivertliler bir adım önde görünüyor.

Oyuncu teklife sıcak

Oyuncunun menajeri Günther Neushaus, ciddi anlamda temasa geçen tek kulübün Fenerbahçe olduğunu belirtirken Kanarya’nın satın alma opsiyonu ile kiralama önerisi yaptığı vurgulandı. Daha önce de sarı-lacivertlilerin gündemine gelen Bas Dost teklife sıcak bakarken, Sporting Lizbon’un cevabı bekleniyor. Bas Dost’un Lizbon’da 35 maçta 23 gol, iki asisti var.

Ersun Yanal iki isme de onay verdi! Forvette rota Fransa...

Kanatta da oynayabilen bir forvet almayı planlayan Fenerbahçe yönetimi, PSG’li Moting ve Angers’li Bahoken’le yakından ilgileniyor. Ersun Yanal iki isme de onay verdi.
Vedat Muriç ve Allahyar hamlesi sonrası kadroya bir forvet daha katmak isteyen Fenerbahçe'de rota Fransa'ya döndü... Ersun Yanal'ın raporu sonrası kanatta da oynayabilen hücum oyuncularının üzerinde duran Sarı-Lacivertliler, Ligue 1'de oynayan iki ismi gündemine aldı.
Listenin ilk sırasında PSG formasını giyen Chubo Moting bulunuyor. Diğer isim ise Angers'li Stephane Bahoken... Yönetim bu hafta içinde hem kulüp hem de menajerlerle temasa geçecek.

22 MAÇTA 3 GOL ATTI

Geçen sezon PSG formasıyla Ligue 1'de 22 maça çıkan Moting rakip ağlara 3 gol bıraktı.

Fenerbahçe'de savunma krizi!

Fenerbahçe’de Serdar Aziz sakat... Isla-Dirar hazır değil. Audi kampa eksik giden Fenerbahçe'de göbekte Sadık-Jailson, sağda ise Murat oynayacak.
Fenerbahçe Almanya'da önemli bir sınav verecek. Audi Cup'ta ciddi rakiplerle oynayacak. Bugün Bayern Münih ile karşılaşacak Fenerbahçe'de savunmada önemli eksikler bulunuyor. Serdar Aziz sakat. Stoperde Jailson ve Sadık Çiftpınar'ın oynaması bekleniyor. Sağda ise Isla ve Dirar henüz hazır olmadığı için Murat Sağlam'ın oynaması yüksek ihtimal.

Ali Koç ile Ersun Yanal arasında transfer atışması!

Ersun Yanal, takviyelerin Audi Cup’a yetişmesini bekliyordu, Başkan Ali Koç’tan, “Bahane yok” söylemi geldi, sakatlıklar da gerilimin tuzu biberi oldu. Başkan, 10-15 günde transferi bitirmek için düğmeye bastı.
Fenerbahçe'de bazı transferlerin yetişmemesi, soğuk rüzgarların yeniden ortaya çıkmasına neden oldu. Teknik Direktör Yanal ve Yönetim, Audi Cup’a hazır bir kadroyla gidilmesi yönünde planlarını yapmıştı, ancak aksamalar yaşandı. H.Berlin yenilgisinin ardından Yanal, sakatlardan ve yetişmeyen takviyelerden dolayı memnuniyetsizliğini dile getirmişti. Başkan Koç da divandan, “Kadro iyi, bahane yok” cevabı yollamıştı.

KADROYU OLUŞTURACAK

Stoper için Kolarov, Kjaer, ön libero için de Luiz Gustavo, Mahmut Tekdemir, Fejsa gibi oyuncular konuşuluyordu, fakat 2 ana hat yetişmedi. Ayrıca forvette de Muriç alternatifsiz gözüküyor. Genç Allahyar ve Frey’e de pek umut bağlanmıyor. Ancak Başkan Ali Koç’un, Ersun Yanal’a karşı hala soğuk olduğu yüksek sesle olmasa da konuşuluyor. Başkan Ali Koç, lig başlamadan takviyelerin yetişmesi için bizzat devrede olacak, Yanal’a kadroyu teslim edip, beklemeye geçecek.

Fenerbahçe'nin son gözdesi Ibrahima Sissoko!

Fenerbahçe, Strasbourg’un 1.93 boyundaki 21 yaşındaki ön liberosu Ibrahima Sissoko için nabız yokluyor. Hedef Marsilya’dan Brezilyalı Gustavo ancak Sissoko için de bir girişim yapılacak.
Fenerbahçe'nin hedefinde yeni bir genç var! Marsilya’nın Brezilyalı ön liberosu Luiz Gustavo için Fransa’ya çıkarma yapan Fenerbahçe, Strasbourg’un 21 yaşındaki ön liberosu Ibrahima Sissoko’yu da gündemine aldı. Fenerbahçe, piyasa değeri 6.5 milyon euro olarak gözüken Sissoko’nun kulübü Strasbourg’la temas kuracak. 21 yaşındaki Fransız ön libero; güçlü fiziği, uzun boyu ve tekniğiyle, gelecekte adından pek sık söz ettirecek oyuncular arasında…

STİLİ NZONZİ’YE ÇOK BENZİYOR

S.Brest altyapısından çıkan Sissoko, 2018’in Temmuz’unda 2 milyon euroya Strasbourg’un yolunu tuttu. Sissoko, değerini 6.5 milyon euroya yükseltti. Mali asıllı futbolcu, Fransa Milli Takımı’nın neredeyse tüm yaş kategorilerinde oynadı, A Takım göremedi. 1.93 boyundaki genç orta saha, Roma’da forma giyen 1.96 boyundaki Nzonzi’ye çok benzetiliyor. Brezilyalı Gustavo’daki plan ise farklı. Gustavo, sol bek ve stoperde de oynayabiliyor. Sissoko, stoper oynamaya da uygun. Ve geleceğe yatırım!..

DEĞERİ 20 MİLYON EUROYU GEÇER

Sissoko, geçen sezon Strasbourg formasıyla Ligue 1’de 32 maça çıktı, 3 gol ve 2 asistlik katkı verdi. Bu maçlarda da 23 kez ön libero, 7 kez merkez orta ve 2 kez de defansif sağ kanat olarak görev yaptı. 9 kez sarı kart gören genç yetenek, hiç kırmızı kartlık olmadı. Strasbourg, Ibrahima Sissoko’nun oynamadığı maçlarda savunmada büyük aksaklık yaşadı. Fransız futbol sitelerinde ve forumlarında, birkaç sene içinde oyuncunun değerinin, 20 milyon euroyu geçeceği yorumları yapılıyor.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Şifresiz Maç İzle

30 Temmuz 2019 Salı Galatasaray Haberleri

Mevlüt Erdinç'ten flaş Galatasaray hamlesi!

Medipol Başakşehir'de 4. forvet durumuna düşen milli futbolcu menajeri aracılığıyla Galatasaray’a haber yolladı. Transferle ilgili son karar için gözler Terim’e çevrildi.
Forvet ve ön libero transferi için büyük çaba harcayan Galatasaray'da sürpriz bir gelişme yaşandı...
Geçtiğimiz sezon Antalyaspor'da kiralık oynayan ve Başakşehir'e geri dönen Mevlüt Erdinç, Sarı-Kırmızılılar'a haber yolladı.
Son yapılan transferlerin ardından Başakşehir'de 4. forvet durumuna düşen 32 yaşındaki futbolcunun menajeri aracılığıyla Sarı-Kırmızılılar'la temasa geçtiği belirlendi.
Rotasyona yerli forvet transferi düşünen Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim'in vereceği rapora göre Mevlüt konusundaki karar alınacak.
Tecrübeli golcü geçtiğimiz sezonu Antalyaspor'da kiralık olarak geçirmiş ve kırmızı beyazlı forma ile 27 maçta 14 gol ve 3 asistlik bir performans sergilemişti.

Galatasaray maden buldu!

Bonservis bedeli ödenmeden Galatasaray’a kazandırılan Hollandalı yıldız Avusturya’da coştu, coşturdu. Bir diğer yeni transfer Jimmy Durmaz ise diri görüntüsüyle “Göreve hazırım” mesajı verdi.
Galatasaray, 17 Temmuz’da başladığı Avusturya kampını önceki gün tamamladı. 12 günlük süreçte ön plana birçok isim çıktı. Kondisyoner Alberto Bartali’nin özel teknikleri ve çalışmaları, takımı dağ bayır demeden koşturması da kampa damga vurdu ve Cimbom âdeta bir komando eğitiminden geçti. Takımın temposu üst seviyelere çıkarken sürdürülebilir fiziksel güç arttı.

Babel büyük şans

Kampın bir numaralı yıldızı Ryan Babel oldu. Avusturya etabının son bölümünde saçını altın rengine çeviren Hollandalı şu an takım için altın kadar değerli. Galatasaray’a çabuk uyum sağlayan 32 yaşındaki futbolcu hazırlık maçlarında Leipzig’e iki, Bordeaux’ya bir olmak üzere toplam üç gol kaydetti. Sol kanat bölgesine takviye edilen Babel son maçta en uçta santrfor bölgesinde görev yaptı. Babel’in santrforda da başarılı bir performans ortaya koyması Terim’in elini güçlendirdi.

Jimmy piyangosu

Galatasaray’da çok da heyecan oluşturmayan bir transferdi Jimmy Durmaz. Kanat bölgesine alternatif olarak takviye edilen 30 yaşındaki futbolcu gerek merkez orta sahada gerek de kanattaki performansıyla “Bu takımın vazgeçilmezi olabilir” algısını yerleştirdi. Saha içinde sorumluluk alan, duran topların başına geçmekten çekinmeyen Jimmy antrenmanlarda da teknik direktör Terim’in takdirini kazandı. Uyum problemi yaşamadan takıma kısa sürede adapte olması da takım ve kendi adına artısıydı.

Kriz bitti: Emre Mor, Galatasaray'la imzalıyor

Galatasaray'da,Emre Mor'un transferinde tüm sorunlar çözüldü. Emre bu hafta İstanbul’a gelip sezon sonuna kadar sarı kırmızılı kulübe imza atacak.
Galatasaray'ın prensipte anlaştığı Emre Mor, sarı-kırmızılı takıma imza atacak. Menajer sorunu nedeniyle kriz haline gelen transferde Celta Vigo kulübü de G.Saray'dan bonservis bedeli istemişti. Para vermek istemeyen Galatasaray kiralama yolunu tercih etti. 22 yaşınadki oyuncu için para ödenip ödenmeyeceği henüz belli olmadı. Bu hafta İstanbul'a gelecek olan Emre Mor takıma dahil olacak ve idmanlara çıkmaya başlayacak.

Galatasaray'da Nainggolan sürprizi!

Nainggolan, kanser hastası eşinin Cagliari’de yaşamak istemesi nedeniyle tercihini bu yönde kullanacak gibi görünüyor. İtalyan medyası yurt dışına çıkmaları halinde ilk tercihin Galatasaray olacağını yazıyor.
Galatasaray’ın ön libero adayları arasında ilk sırada yer alan, Inter’in dünyaca ünlü yıldızı Radja Nainggolan’ın transferinde çok kritik bir engel var.
Belçikalı orta saha oyuncusunun eşi Claudia, kanser hastalığı nedeniyle tedavi görüyor. Bayan Nainggolan’ın Cagliari’de yaşamak istemesi nedeniyle, 31 yaşındaki futbolcunun da tercihini bu yönde kullanmak istediği öğrenildi.
İtalyan gazetesi Corriere dello Sport’ta yer alan haberde ise Inter’de kadro dışı kalan Nainggolan’ın, kendisine yüksek paralar teklif eden Çin kulüplerine olumsuz yanıt verdiği, yurt dışına çıkarsa Galatasaray’a gideceği yönünde detaylar yer alıyor.
Bunun en önemli sebebi ise oyuncunun Şampiyonlar Ligi’nde forma giymeye devam etmek istemesi. Gazetede ayrıca Cagliari’nin bu transfer için Inter’e kiralama ücreti ödemeyeceği, oyuncuya 1 sezon için 4.5 milyon Euro vereceği ifade edildi.

Galatasaray'da aslar döndü, Feghouli'ye izin!

Avusturya kampında yıldızlarından yoksun bir şekilde çalışmak zorunda kalan Galatasaray’da, asların dönüşü yüzleri güldürdü.
Son olarak Luyindama, Belhanda ve Seri, Florya Metin Oktay Tesisleri’nde özel çalışma yaptı. Afrika Kupası ve Copa America’da forma giyen oyuncuların, Panathinaikos ile cumartesi günü oynanacak özel maçta kadroya dahil edilmeleri bekleniyor. Öte yandan Cezayir Milli Takımı’yla Afrika Kupası’nda şampiyonluk sevinci yaşayan Feghouli’ye, hocası Fatih Terim’in özel izin verdiği öğrenildi.

Galatasaray'ın yeni rakibi Panathinaikos

Galatasaray yeni sezon öncesi dördüncü hazırlık maçını Yunanistan temsilcisi Panathinakios ile oynayacak.
Türk Telekom Stadı’ndaki mücadele 3 Ağustos Cumartesi günü saat 21.00’de başlayacak. Böylece Sarı-Kırmızılılar, taraftarıyla ilk buluşmasını gerçekleştirecek. Galatasaray bu maçın ardından 7 Ağustos’ta Akhisar’la oynanacak Süper Kupa sınavının hazırlıklarına başlayacak.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Şifresiz Maç İzle

Türk futbol tarihine geçecek transfer gelişmesi! Lille'den Yusuf Yazıcı'ya 25 milyon euro

Fransız ekibi Lille, Trabzonspor'un genç yıldızı Yusuf Yazıcı için 25 milyon euroluk teklifte bulundu. Bu transfer gerçekleşirse Yusuf Yazıcı, Türk futbol tarihinin en çok bonservis ödenen futbolcusu olan Cenk Tosun'dan unvanını alacak.
Lazio ile amansız bir şekilde Yusuf Yazıcı yarışına giren ve Nicolas Pepe’nin transfer olmasını bekleyen Lille, yıldız futbolcu için Trabzonspor’a 25 milyon Euro teklif etti.

LİLLE 5 TRANSFER YAPTI

Daha önce TFF1.Lig’den Zeki Çelik’i alarak Türkiye’de dikkatleri üzerine çeken Lille, bu sefer süper yıldız Yusuf Yazıcı’ya kancayı takarken, Fransızların bordo mavili ekiple 25 milyon Euro karşılığında el sıkıştığı ve bu transferin bittiği öğrenildi. Geçtiğimiz sezon Lig 1’i 2.sırada bitirerek Şampiyonlar Ligi’nde oynamayı hak kazanan Lille; Mandava, Bradaric, Show, Benjamin Andre, Weah gibi tecrübeli futbolcuları kadrosuna katarken, tecrübeli teknik adam Christophe Galtier’in hedefindeki asıl ismin Yusuf Yazıcı olduğu ifade edildi.
Nicolas Pepe’yi elden çıkarmaya hazırlanan Lille’in yıldız oyuncudan tam 80 milyon Euro gelir elde etmesi bekleniyor.

Trabzonspor'un Avusturya kampı sona erdi

20 Temmuz’dan itibaren ikinci etap kamp çalışmalarını Avusturya'da sürdüren Trabzonspor, Verona ile oynadığı hazırlık maçıyla buradaki 10 günlük kampını tamamladı.
Trabzonspor, Verona ile oynadığı Avusturya'daki son hazırlık karşılaşmanın ardından özel uçakla Trabzon'a döndü. 00.30'da Linz Havalimanı'ndan havalandıktan sonra yaklaşık 3 saatlik yolculuğun ardından 03.30'da Trabzon'a ulaşan bordo-mavililer, 3 günü izin izinli geçirecek ve ardından UEFA Avrupa Ligi 3'üncü Eleme Turu'nda 8 Ağustos Perşembe günü deplasmanda Sparta Prag ile oynayacağı maçın hazırlıklarına başlayacak.

4 HAZIRLIK MAÇI, 12 ANTRENMAN, 1 GÜN İZİN

20 Temmuz'da Avusturya'nın Linz şehrinde 10 günlük kamp gerçekleştiren bordo-mavililer, bu süreçte 12 antrenman antrenman gerçekleştirirken, 4 hazırlık maçı oynadı, 1 günü ise izinli geçirdi. Trabzonspor, Avusturya kampında ilk olarak 22 Temmuz'da Macaristan 2'nci Lig ekiplerinden Szombathelyi Haladas ile karşılaşırken, bu maçı 0-0 eşitlikte tamamladı. 25 Temmuz'da Almanya'nın Hoffenheim takımıyla oynadığı müsabakadan 3-3 beraberlikle ayrılan bordo-mavililer, 27 Temmuz'da kamptaki 3’üncü hazırlık maçında İtalya Seri A ekibi Parma ile karşılaştı ve sahadan 2-2 eşitlikle ayrıldı. Trabzonspor, kamptaki son hazırlık maçında ise İtalya'nın Verona takımı ile karşı karşıya geldi ve bu mücadeleyi 1-1 eşitlikle tamamladı.

EN GOLCÜSÜ YUSUF SARI

Trabzonspor'un Avusturya kampındaki oynadığı 4 hazırlık maçında en fazla golü atan yeni transferlerden kanat oyuncusu Yusuf Sarı oldu. Hoffenheim ve Parma maçlarında birer gol atan Yusuf Sarı, toplamda 2 gol kaydetti. 20 yaşındaki oyuncu, antrenman ve hazırlık maçlarındaki performansının yanı sıra takıma sağladığı uyumla da dikkat çekti.

ANDJUSIC GÖZDEN DÜŞTÜ

Avusturya kampında oynanan 4 hazırlık maçında sadece Macaristan 2'nci Lig ekibi Haladas ile oynanılan ilk maçın 63'üncü dakikasında oyuna giren ve son Verona maçının ilk 45 dakikasında sahada kalan Trabzonspor'un yeni transferlerinden Nemanja Andjusic, teknik heyetin gözüne girmeyi başaramadı. Bosnalı oyuncu, antrenmanlarda da bekleneni veremedi.

FORVET TRANSFERİ KAMPA YETİŞMEDİ

Trabzonspor’da forvet hattında alternatif sıkıntısı yaşanmasına rağmen beklenen transfer Avusturya kampına yetişmedi. İzinli olan Ekuban'ın da kampın son günlerinde takıma katılması ve ayrıca Salih Karvazlı'nın da lisansı çıkmaması nedeniyle teknik direktör Ünal Karaman 3 hazırlık maçında sadece altyapıdan kadroya katılan Muhammet Akpınar ile Koray Kılınç'a görev verebildi. Sonradan kampa dahil olan Ekuban ise son oynanan Verona karşılaşmasında 45 dakika süre aldı.

GENÇLER GÖZE GİRDİ

Trabzonspor’da yeni sezon öncesi kadroya dahil edilen genç oyuncular arasında en çok dikkat çeken Cafer Tosun ve Serkan Asan olurken, diğer genç oyuncuların da performansı beğenildi. Teknik heyetin dikkatini çekmeyi başaran genç oyuncularla ilgili son kararın Trabzon'a döndükten sonra verileceği ifade edildi.
KAMPIN YILDIZI ABDULKADİR PARMAK
Trabzonspor'da Avusturya kampında fizik olarak en diri, en hazır, en çalışkan, en istekli isimlerinin başında orta saha oyuncusu Abdulkadir Parmak yer aldı. Sezonu en erken açan isimlerden olan Abdulkadir Parmak, antrenmanlarda ve hazırlık maçlarında da sergilediği başarılı performans ile dikkat çekmeyi başardı.

BAŞKAN AĞAOĞLU TAKIMI YALNIZ BIRAKMADI

Takımla birlikte Avusturya'ya gelen Trabzonspor Kulübü Başkanı Ahmet Ağaoğlu, kampta olduğu süre içerisinde takımla sürekli iç içe olarak oyunculara ve teknik heyete moral vermeye çalıştı. Antrenmanları da yakından takip eden Ağaoğlu, 26 Temmuz'da Avusturya'dan ayrılarak transfer çalışmaları için İstanbul'a döndü. Kampa 2 gün gecikmeli katılan Futbol Şube Sorumlusu Özer Bayraktar ise kalan günlerde takımın yanında yer alarak kafileyle birlikte Trabzon'a döndü.

TARAFTARLARDAN YOĞUN DESTEK

Trabzonsporlu taraftarlar, Avusturya kampı boyunca hem antrenman hem de hazırlık maçlarına yoğun ilgi göstererek Avusturya'da takımlarını yalnız bırakmadı.

OBI MIKEL TAKIMA DAHİL OLUYOR

Bu arada Afrika Uluslar Kupası'nda mücadele ettiği için ekstra izin yapan ve bu nedenle de Avusturya kampında yer almayan Trabzonspor'un yeni transferlerinden Obi Mikel, takımın Trabzon'daki çalışmalarında kadroya dahil olacak. Dün Trabzon'a gelen Nijeryalı oyuncunun, 2 Ağustos'ta Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde yeniden başlayacak çalışmalara katılacağı belirtildi.

Sturridge için tek aday Trabzonspor!

İngiliz yıldız Sturridge ile pazarlıklarını sürdüren Trabzonspor, en ciddi talip konumunda bulunuyor. Glasgow Rangers ve Celtic'in de istediği Sturridge için sadece Fırtına'nın 2 milyon euro barajına çıkabildiği ve görüşmelerde rakiplerinin bir hayli önünde olduğu öğrenildi.
Önümüzdeki sezon UEFA Avrupa Ligi ve Süper Lig’de hedeflerini en üst sıraya koyan Trabzonspor, kadrosunu kaliteli bir golcü ile güçlendirmek için dört koldan çalışıyor. Kadrosunun büyük bir bölümünü genç oyuncularla güçlendiren ancak John Obi Mikel transferiyle de ses getirmeyi başaran Bordo-Mavili yönetim, şimdi de dünyaca ünlü golcü Daniel Sturridge için bastırıyor. Ahmet Ağaoğlu ve kurmayları, adeta yaklaşık 1 haftadır Türkiye-Amerika arasında mekik dokuyor. Trabzonspor yönetimi, tatilini Boston’da sürdüren İngiliz futbolcu ile sıkı bir pazarlık yapıyor. 29 yaşındaki futbolcu için en ciddi talibin Fırtına olması görüşmelerde Trabzonspor’un elini güçlendiriyor.

Efsane Gerrard istiyor

Futbolculuk kariyerinde Liverpool’da efsaneleşen ve şimdi Glasgow Rangers’ın hocalığını yapan Steven Gerrard’ın yanı sıra İskoç devi Celtic, tecrübeli oyuncuyu istiyor. Ancak bu iki takımın da mali olarak 2 milyon Euro barajına çıkamadığı öğrenildi.
Tüm imkanlar zorlanıyor
Yönetim, Sturridge’e bonuslarla birlikte yıllık 2 milyon Euro önerdi. İngiliz yıldız, 3 milyon Euro artı imza parası istedi. Ahmet Ağaoğlu ve ekibi, başarılı oyuncuyla yaptığı pazarlıklarda büyük aşama kaydetti. Kariyerinde iki Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu bulunan Sturridge için tüm imkanlar zorlanıyor.

Avrupa için son 3 gün!

4 yıl sonra UEFA Avrupa Ligi bileti alan Karadeniz devi, bu sezon bu arenadaki ilk maçına 8 Ağustos’ta Çek ekibi Sparta Prag karşısında çıkacak. Bu nedenle 2 Ağustos’a kadar UEFA’ya kadrosunu bildirmesi gereken Trabzonspor’un transferler için son 3 günü kaldı. Bordo-Mavililer bu transferleri 3 gün içerisinde resmileştiremezse yeni isimler Prag karşısında forma giyemeyecek. Bir üst turda görev yapabilecek.

Trabzonspor Obi Mikel'e kavuştu

Trabzonspor’un kadrosuna kattığı Obi Mikel Trabzon’a geldi.
rabzonspor’un yeni transferi 32 yaşındaki Nijeryalı oyuncu Obi Mikel, akşam saatlerinde Trabzon’a geldi. Afrika Kupası sonrası izinli olarak bordo-mavili kulübün Avusturya kampına katılmayan Obi Mikel, sağlık kontrolünün ardından bordo-mavili takımın çalışmalarına katılacak. Bir grup bordo-mavili taraftar tarafından Trabzon Havalimanı'nda karşılanan Obi Mikel, daha sonra konaklayacağı otele gitti.

Trabzonspor transferi KAP'a şu şekilde bildirmişti:

"Serbest statüde bulunan, Nijerya Milli Takımının kaptanı, Profesyonel Futbolcu John Mikel Obi ile kulübümüze transferi konusunda bir yılı opsiyonlu olmak üzere 2+1 yıllık anlaşma sağlanmıştır.

Anlaşmaya göre oyuncuya;


Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Justin TV, Şifresiz Maç İzle
submitted by Haberfutbol24 to u/Haberfutbol24 [link] [comments]


2019.07.25 10:51 Haberfutbol24 25 Temmuz 2019 Perşembe Spor Haberleri

25 Temmuz 2019 Perşembe Galatasaray Haberleri
Galatasaray'ın istediği Mbwana Samatta'dan transfer açıklaması!
Yeni sezon öncesinde kadrosunu bir santrfor takviyesiyle güçlendirmek isteyen Galatasaray'ın Genk'te forma giyen Mbwana Samatta'yla ilgilendiği iddia ediliyordu. Belçika ekibinden ayrılabileceği konuşulan Tanzanyalı golcü, geleceği hakkındaki iddialara son noktayı koydu.
Senegalli golcüsü Mbaye Diagne'yi satarak yerine başka bir santrfor almayı planlayan Galatasaray'ın transfer gündemine gelen isimlerden biri de Genk'te forma giyen Mbwana Samatta'ydı. Belçika ekibinden ayrılabileceği konuşulan Tanzanyalı golcü, Het Laatste Nieuws gazetesine yaptığı açıklamayla geleceği hakkındaki iddialara son noktayı koydu.
26 yaşındaki forvet, "Benim işim futbol oynamak. Hakkımda çıkan dedikodularla uğraşmak istemiyorum. Menajerim de bunu biliyor. Ligin başlamasına iki gün kala yalnız kalmak istiyorum. Eğer somut bir teklif gelirse dinleriz. Ancak kesinlikle Genk'ten ayrılmak istemiyorum. Genk, bir hapishane değil. Bu kulüp benim ailem. Birlikte şampiyon olduk ve Şampiyonlar Ligi'nde oynayacağız. Öyleyse Neden ayrılayım ki? Kendimi mutlu hissettiğim sürece hiçbir sorun yok." şeklinde konuştu.
Flaş! Josef de Souza İstanbul'a geliyor!
Galatasaray'ın transfer listesinde yer aldığı iddia edilen Josef de Souza İstanbul'a geliyor.
Bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edecek olan Galatasaray, orta sahasından Badou Ndiaye ve Fernando Reges'i kaybetmişti.
Fulham'dan Fransız orta saha Seri'yi kiralayan Sarı-Kırmızılılar'ın Fenerbahçe'nin eski futbolcusu Josef de Souza ile ilgilendiği iddia edilmişti.
Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe'den Al Ahli'ye 12 milyon euroya transfer olan daha sonra sakatlığı nedeniyle forma giyememişti.
Brezilyalı orta saha oyuncusu sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla İstanbul'a doğru yola çıktığını açıkladı.
Josef'in istanbul'a gelmesi akıllara "Galatasaray'a transfer mi oldu?" sorularını akıllara getirdi.
Ancak daha sonra Al Ahli takımının kampta bulunduğu Avusturya'dan Cidde'ye İstanbul üzerinden gideceği, Josef'in de bu yüzden İstanbul'a geldiği öğrenildi.
Manuel Fernandes'in menajerinden transfer açıklaması...
Portekizli futbolcu Manuel Fernandes'in menajeri, yıldız futbolcunun geleceğiyle alakalı açıklamalarda bulundu.
Beşiktaş'ın eski futbolcusu Manuel Fernandes'in geleceği hakkında menajeri flaş açıklamalarda bulundu.
Mevcut takımı Lokomotiv Moskova ile sözleşme uzatma konusunda görüşmelerde bulunduğunu doğrulayan Paulo Barbosa, ancak Lokomotiv Moskova'nın bu anlaşma için henüz finansman bulamadığını ifade etti.
Yakında karar vermeleri gerektiğini söyleyen Barbosa, Manuel Fernandes'in çok çalıştığını ve artık Şampiyonlar Ligi'nde oynamak istediğini açıkladı.
Geçen sezon Rusya Ligi'nde 20 mücadele forma giyen Fernandes, 4 gol attı ve 5 asist yaptı.
Galatasaray'ın Manuel Fernandes'i transfer etmek istediği iddia edilmişti.
Falcao'nun derdi başka...
Radamel Falcao'nun yeni takımını belirlemede ilk tercihinin maddi değil, ailevi konular olduğu ortaya çıktı.
Galatasaray’ın transferini sonlandırmak istediği Kolombiyalı futbolcunun, eşi ve üç kızıyla rahat yaşayacağı bir şehir aradığı ve Cim-Bom’un teklifinde bu detayın belirleyici olacağı öğrenildi. Yakın çevresine İstanbul’a soğuk olmadığını söyleyen yıldız golcünün Porto yerine sarı-kırmızılıları seçeceğini de dile getirdiği belirlendi.
Galatasaray’ın transferini sonlandırmak için yoğun çaba harcağı Radamel Falcao’nun, kendisine gelen tüm teklifleri masaya yatırdığı ve birkaç gün içinde kararını vereceği ortaya çıktı. Yıldız futbolcunun, bu teklifler arasından en iyi parayı verene değil, öncelik verdiği başka bir konunun bulunduğu tespit edildi.
Monaco’da uzun yıllar eşi ve üç kızıyla birlikte mutlu bir yaşam süren deneyimli oyuncunun, bu rahatlığı arayacağı öğrenildi. Ailesinin rahat edeceği, çocuklarının eğitim sorunu çekmeyeceği bir şehirde yaşamak isteyen Kolombiyalı futbolcunun, teklifleri yapan takımlar kadar bu kulüplerin bulundukları şehirleri de dikkatle incelediği, detaylı bilgi topladığı belirlendi.
Milliyet Gazetesi, gelen teklifler arasında en çok öne çıkanlardan olan Galatasaray’ın teklifiyle ilgili Falcao’nun düşündüklerine ulaştı. Golcü oyuncunun, sarı-kırmızılıların Şampiyonlar Ligi’nde yer alacak olmasını olumlu karşıladığı ve yeni sezonda kendisi açısından rekabetçi bir mücadeleye girmeye hazır olduğunu dile getirdiği belirtildi.
Ailevi nedenlerle İstanbul konusuna titizlikle eğilen futbolcunun, daha önce bizzat bulunduğu bir şehir olan İstanbul seçeneğini bu bağlamda dışarıda bırakmadığını yakın çevresiyle paylaştığı öğrenildi. Ayrıca Porto’dansa Galatasaray’ı seçmenin kendisi açısından daha iyi olacağı yönündeki görüşünü de dile getirdiği aktarıldı.
Dil-kültür sıkıntısı!
İspanya’nın Marca gazetesi de bu konuyu masaya yatıran bir haber yayınladı. Ailevi nedenlerin futbolcunun yapacağı tercihte önemli rol oynayacağı konusunda aynı paralellikte bir bilgi paylaşan gazete, dil ve kültür konularından dolayı Falcao’nun İstanbul’dan uzak duracağını öne sürdü. Copa America’ya katıldığından dolayı tatili uzayan oyuncu, Monaco’nun sezon öncesi kadrosuna alınmadı.
Galatasaray'da yeniden Henry Onyekuru sesleri! İşte Fatih Terim'in planı!!!
Geçtiğimiz sezon oynadığı futbolla Galatasaray'ın 2018-2019 Spor Toto Süper Lig sezonunu şampiyon tamamlamasında büyük pay sahibi olan Nijeryalı oyuncu Henry Onyekuru için Galatasaray cephesi Everton'dan haber bekliyor.
İngiliz ekibi uygun bir teklif alamaması halinde Onyekuru'yu sarı kırmızılılara yeniden kiralamaya sıcak bakıyor. Deneyimli teknik direktör Fatih Terim ise bu olasılık doğrultusunda planını hazırladı. Terim sol kanatta Onyekuru, forvette ise Ryan Babel'i görevlendirmeyi tasarlıyor.
Seri transferiyle Galatasaray'daki yabancı sayısı 14'e çıktı. Avusturya kampı sonrasında 2000 doğumlu Nijeryalı stoper Valentine Ozornwafor kiralık gönderilecek ve kontenjan açılacak.
Yabancı forvet ve 6 numara transferleri, satılması gündemde olan Diagne'nin durumuna bağlı. Fatih Terim geçen sezon şampiyonlukta büyük pay sahibi olan Onyekuru'dan da vazgeçmiş değil.
Everton, Onyekuru'yu satamazsa Galatasaray'a tekrar kiralık gönderebilir. Nijeryalı yıldız dönerse Terim'in planı hazır.
Kampta sol açıkta görev yapan Babel'i forvet kullanacak Terim, Onyekuru'yu yine sol önde oyna tacak. Babel daha önce forma giydiği takımlarda forvette de görev yapmıştı.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Bein Sport Şifresiz Maç İzle

25 Temmuz 2019 Perşembe Fenerbahçe Haberleri

Fenerbahçe'nin eski futbolcusu Boris Rapaic, İspanya'ya transfer oldu!

Milan Rapaic'in 21 yaşındaki oğlu Boris Rapaic, geçtiğimiz yaz Fenerbahçe'den ayrılmıştı. O gün bugündür boşta olan genç santrfor, La Liga 2 ekiplerinden Las Palmas'a transfer oldu.
Fenerbahçe, eski futbolcusu Milan Rapaic'in 21 yaşındaki oğlu Boris Rapaic'le geçtiğimiz yaz yollarını ayrılmıştı. Sarı Lacivertliler'in yaptığı teklifi kabul etmeyen ve o gün bugündür boşta olan genç santrfor, dün La Liga 2 ekiplerinden Las Palmas'a transfer oldu.
İspanyol ekibi, resmi internet sitesi aracılığıyla yaptığı açıklamada golcü oyuncuyla sözleşme imzalandığını duyururken sözleşme detaylarıyla ilgiliyse bilgi vermedi. Rapaic, yeni takımının dün Tamaraceite ile oynadığı ve 6-0 kazandığı maçta da forma giydi.

Fenerbahçe Mert Çetin transferini bitiriyor...

Fenerbahçe Gençlerbirliği forması giyen 22 yaşındaki stoper Mert Çetin için girişimlerini sürdürüyor. Transferin kısa süre içinde tamamlanması bekleniyor.
Sarı-Lacivertli takım Gençlerbirliği'nin 22 yaşındaki stoperi Mert Çetin'i kadrosuna katmaya hazırlanıyor.
Sportif direktör Damien Comolli başkent ekibi ile 1.90 boyundaki savunmacı için görüşmelerini sürdürüyor. Fenerbahçe'nin kısa süre içinde Mert Çetin transferini noktalaması bekleniyor.

Eljif Elmas'a çizme yolunu Pandev açtı...

Napoli Başkanı De Laurentiis’in Eljif Elmas’ın transferi öncesi eski oyuncuları Pandev ile konuştuğu, Makedon yıldızın “Hem iyi oyuncu hem de iyi insan. Orta sahada her yerde oynar. Uyum sorunu da çekmez” sözleri üzerine Fenerbahçe’nin istediği bonservis ücretini ödemeyi kabul ettiği öğrenildi.
Fenerbahçe’nin Napoli’ye toplamda 19 milyon euroluk maliyetle sattığı Eljif Elmas, hem kulüp tarihine hem de ülke futboluna adını yazdırdı.
Bu tarihi transfere giden süreçte ilginç bir telefon görüşmesi ön plana çıktı. Makedon futbolunun önemli isimlerinden Goran Pandev ile Napoli Başkanı Aurelio De Laurentiis arasındaki görüşme transfere giden yolu epey bir aydınlattı.
Daha önce ülkemizde Galatasaray forması da giyen Pandev, 2011-14 yılları arasında Napoli’de yer almıştı. Fenerbahçe’nin istediği bonservis ücretini ödeme konusunda tereddütleri bulunan Başkan De Laurentiis, görüşmelerin son ana geldiği dönemde Pandev’i arayarak enine boyuna genç yıldızı sordu.
Goran Pandev, 19 yaşındaki yıldız orta sahaya tam not verdiğini söyleyerek, hem iyi bir futbolcu hem de iyi bir insan olduğunun altını çizdi.
Eljif’in özellikle Makedonya Milli Takımı’nda nasıl oynadığını anlatan 35 yaşındaki futbolcu, orta sahada her yerde rahatlıkla görev yapabilen, yetenekli ve gelecek vaat eden bir isim olduğundan bahsetti. Pandev ayrıca Eljif Elmas konusunda her yönden kefil olduğunu vurgulayarak, çok iyi bir transfere imza atacaklarını Napoli Başkanı De Laurentiis’e detaylarıyla anlattı.
En başarılı yıllarını Napoli’de geçiren Makedon futbolunun efsane ismi, Eljif Elmas için de çok rahat bir ortam olacağını aktardı. Napoli şehrinin Eljif’e uygun olacağından bahseden Pandev, adaptasyon sorunu çekmeyen, arkadaşlığı iyi olan uyumlu bir insan transfer edeceklerini de ekledi. Bu konuşma başkanı Eljif konusunda ikna etti.

‘Kolay olmayacak’

Makedonya’da Sportmedia’da muhabirlik yapan Ognen Dojcinovski, Eljif Elmas’ın hayallerindeki gibi büyük bir lig ve büyük bir kulübe gittiğinin altını çizdi.
Milliyet için değerlendirme yapan Ognen Dojcinovski, 19 yaşındaki orta sahanın Napoli’de çok çalışmak zorunda olduğunu vurgulayıp, şunları yazdı: “Büyük bir kulübe katılıyor. Tam da istediği gibi. Şimdi böylesine büyük bir kulüpte oynayabileceğini gösterme zamanı. Napoli büyük bir kulüp ve Eljif’in takımda yer alabilmek için savaşması gerekiyor. Eljif’in işi kolay olmayacak. İtalya ile Türkiye aynı değil. Eljif şimdi takımdaki herkesin saygısını kazanmalı ve Napoli’de oynamak nasıl olur ispatlamalı. Kendisine çok para ödendi, bu da bir baskı oluşturabilir.”
Eljif Elmas’ı yakından tanıyan bir diğer Makedon gazeteci Goran Boshev ise “Bana göre, oynadığı futbolla ve kat ettiği yolla bu transferi hak etmişti. Şimdi kendisini daha çok göstermeli. Avrupa’nın en güçlü liglerinden birinde oynayacak. Bu tip güçlü liglerde kimseye öyle imtiyaz gösterilmez. Büyük bir kulüpteyseniz hata yapma şansınız az. Her maç daha iyisi olmalı” dedi.

Fenerbahçe'ye Miha Zajc piyangosu!!!

Krasnodar, Fenerbahçe’nin Sloven orta sahası Miha Zajc için 8 milyon euro ödemeye hazır. Rus basını, 10 numaranın yeni sahibi için; ‘Miha Zajc’ diyor!
Miha Zajc’ın yeni adresi Rusya olabilir! Rus basınında, Krasnodar’ın Zajc için 8 milyon euroluk bir teklif hazırladığı öne sürüldü.
Orta sahadaki kalabalık nedeniyle geçen sezonun devre arasında aldığı Sloven on numarayı satış listesine koyan Kanarya, Krasnodar’ın bu teklifi ni değerlendirmeye alacak.
Zajc için 10 milyon euro belirlenmişti ancak Eljif transferinde olduğu gibi bonuslarla bir formül yaratılabilir. Zajc için analiz yapan Ruslar, şunları da yazıyor; savunmaya da dönük ofansif bir orta saha oyuncusu olmasının yanı sıra gelişime açık bir futbolcu. Hareketli 10 numara!

Khedira transferi neredeyse bitti!

Almanya’dan Khedira hakkında, “Juve’den ayrılması neredeyse kesin” iddiası geldi. İtalya ve Tunus medyasında da Fenerbahçe’nin sonuca yakın olduğu yazıldı.
Fenerbahçe'nin transferde hız kesmeye niyeti yok. 6 numaraya kaliteli bir takviye yapmayı kafasına koyan Sarı-Lacivertliler, Sami Khedira için markajını yükseltti. Marsilya’daki Luiz Gustavo’da işlerin sarpa sarması nedeniyle öncelik Tunus asıllı Alman Khedira’ya verildi. İtalyan, Alman ve Tunus medyasında, Khedira’nın Fenerbahçe forması giymeye çok yakın olduğu konusunda birleşildi. Önümüzdeki günlerde de temasların netlik kazanacağı aktarıldı.

ORTA SAHA ARTIK KALABALIK

Juventus’ta geçtiğimiz sezonda çok az şans bulan Sami Khedira, Rabiot ve Ramsey’nin gelmesinden sonra iyice gözden düştü. Almanya’dan ‘augsburger-allgemeine’ sitesi, o bölgede Emre Can’ın da favori isimlerden olduğunu belirterek, Khedira’nın tercihini Fenerbahçe’den yana kullanacağını savundu. Dünya Kupası şampiyonluğu yaşayan oyuncu için bu sitede, “Neredeyse kesin ayrıldı” ifadeleri yer aldı. Tunus ve İtalya’da da buna benzer bilgilerin olması dikkat çekti...

ÇİN’DEN DE TEKLİFLER ALIYOR

Sky Sport Italia, Bundesliga takımlarının onun beklentilerini karşılamakta zorlandığını, F.Bahçe’nin en ciddi takım olduğunu belirtiyor. Tunus’tan ‘focus’ sitesi de Çin’den gelen birçok önemli teklif olduğunu, Fenerbahçe’nin daha rekabetçi bir takım olduğunu aktardı. Juventus ile mukavelesi 2021’de tamamlanacak 32 yaşındaki tecrübeli orta saha oyuncusu, Juventus’tan ayrılmak istemese de tercihini kısa sürede yapmak zorunda.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Bein Sport Şifresiz İzle

25 Temmuz 2019 Perşembe Beşiktaş Haberleri

Beşiktaş yeni sol bekini buldu! Jamilu Collins...

Adriano'nun takımdan ayrılmasının ardından sol bek arayışlarına geçen Beşiktaş'ın transfer gündemine sürpriz bir isim geldi. Alman basını, Siyah Beyazlılar'ın Bundesliga ekiplerinden Paderborn'da forma giyen Nijeryalı Jamilu Collins için teklifte bulunacağını yazdı.
Adriano'nun takımdan ayrılmasının ardından sol bek arayışlarına geçen Beşiktaş'ın transfer gündemine sürpriz bir isim geldi. Transfermarkt adlı internet sitesinin Almanca edisyonu, Siyah Beyazlılar'ın Bundesliga ekiplerinden Paderborn'da forma giyen Nijeryalı futbolcu Jamilu Collins ile ilgilendiğini yazdı.
Haberde teknik direktör Abdullah Avcı'nın kadrosunda görmeyi çok istediği 24 yaşındaki oyuncu için Beşiktaş yönetiminin çok kısa bir süre içerisinde teklifte bulunacağı ifade edildi. Güncel piyasa değeri 1,5 milyon euro olarak gösterilen savunmacı, geçtiğimiz sezon Bundesliga 2'de boy gösteren takımıyla 38 maçta forma giymişti.

Beşiktaş'tan Dortmund'a teklif

Alman ekibinin kadrosunda düşünülmeyen Kagawa ve Schürrle için yeniden harekete geçen Beşiktaş, paket teklif sunacak. Japon star bonservisiyle alınacak, Alman oyuncu kiralanacak.
Beşiktaş, transferde yavaş yavaş ısınıyor. Şu ana kadar Boyd dışında transferde ses getiremeyen Siyah-Beyazlılar’ın Dortmund’a çifte sorti yapacağı öğrenildi.
Kartal geçen sezon kiralık olarak kadrosunda bulunan Kagawa ile birlikte, Dortmund’un satışa çıkardığı Schürrle için devreye bir kez daha girecek. Kartal iki oyuncu için daha önce de girişimlerde bulunmuş ancak sonuç alamamıştı.
Dortmund Sportif Direktörü Zorch’un,“Kagawa ve Schürrle’nin ayrılığı için görüşmelere başlayacağız” sözleri ve Teknik Direktör Favre’nin “Kadromuz şişkin. 5-6 oyuncu ile yolları ayıracağız” sözleri Beşiktaş’ı harekete geçirdi.
Siyah-Beyazlılar’ın geçen sezonki performansından memnun kaldıkları Kagawa’yı bonservisiyle almayı planlarken, golcü Andre Schürrle’yi ise kiralık olarak kadroya katmayı düşünüyor.
Beşiktaş’ın iki oyuncu için Dortmund’a 5 milyon euroluk teklif yaptığı da belirtilirken, Alman kulübü henüz cevap vermedi.

Manuel Fernandes'in menajerinden transfer açıklaması!!!

Portekizli futbolcu Manuel Fernandes'in menajeri, yıldız futbolcunun geleceğiyle alakalı açıklamalarda bulundu.
Beşiktaş'ın eski futbolcusu Manuel Fernandes'in geleceği hakkında menajeri flaş açıklamalarda bulundu.
Mevcut takımı Lokomotiv Moskova ile sözleşme uzatma konusunda görüşmelerde bulunduğunu doğrulayan Paulo Barbosa, ancak Lokomotiv Moskova'nın bu anlaşma için henüz finansman bulamadığını ifade etti.
Yakında karar vermeleri gerektiğini söyleyen Barbosa, Manuel Fernandes'in çok çalıştığını ve artık Şampiyonlar Ligi'nde oynamak istediğini açıkladı.
Geçen sezon Rusya Ligi'nde 20 mücadele forma giyen Fernandes, 4 gol attı ve 5 asist yaptı.

Beşiktaş, Riza Durmisi'nin alternatifini buldu: Miguel Trauco!!!

Sol bek arayışlarını sürdüren siyah-beyazlılar, Riza Durmisi için Lazio ile henüz anlaşamadı.
İtalyan ekibinin zorunlu satın alma opsiyonunu 7.5 milyon Euro olarak belirlediği oyuncuyu maliyeti nedeniyle sadece kiralamak isteyen siyah-beyazlılar, tekliflerine cevap alamayınca Flamengo forması giyen Miguel Trauco'yu da transfer listesine dahil etti.
Teknik direktör Abdullan Avcı'nın istediği joker futbolcu profiline uyan ve aynı zamanda orta saha da oynayabilen Perulu yıldızın sözleşmesi 6 ay sonra sona erecek.
Beşiktaş, Durmisi transferinde istediği sonuca ulaşamazsa Trauco için harekete geçecek. Siyah-beyazlılar, Ocak ayında serbest kalacağı için 26 yaşındaki futbolcunun bonservisini uygun bir rakama almanın hesaplarını yapıyor.

Beşiktaş için flaş iddia: Miguel Borja.

Brezilya basını, Beşiktaş için flaş bir iddia ortaya attı. Siyah-Beyazlılar’ın, Palmeiras’ta gelecek sezon planlamasında düşünülmeyen Kolombiyalı santrfor Miguel Borja için devrede olduğu yazıldı.
Başkan Fikret Orman’ın, “Transfer için oyuncu satmayı bekleyeceğiz” açıklamasının ardından Beşiktaş için flaş bir isim iddia ortaya atıldı. Brezilya basını, gelecek sezon Palmeiras’ta forma giymek istemeyen santrfor Miguel Borja’yı, Siyah-Beyazlılar’ın kadrosuna katmak istediğini yazdı. Ayrıca aynı şekilde Yeşil-Beyazlı kulübün de 26 yaşındaki golcüye gelecek sezonun kadro planlamasında yer vermeyeceği edinilen bilgiler arasında yer alıyor.

Kolaylık sağlanacak

Palmeiras ve Borja’nın karşılıklı anlaşarak yollarını ayırmak istemesi nedeniyle bir bilgiye daha ulaşıldı. Brezilya ekibinin, Kolombiyali santrforun satışında zorluk çıkarmayacağı aksine kolaylık sağlayacağı haberde yer aldı. Tecrübeli futbolcunun, artık Avrupa’da forma giymek istediği ve bu yüzden Beşiktaş’ta oynamaya sıcak bakacağı belirtildi.
Kariyerinde 241 maça çıkan Borja, 93 kez rakip fileleri havalandırdı.

Gary Medel için Fiorentina devrede

Beşiktaş'ın Şilili futbolcusu Gary Medel paylaşılamıyor... 31 yaşındaki futbolcuya Premier Lig ekiplerinden West Ham United’ın ardından İtalya Serie A temsilcilerinden Fiorentina talip oldu.
Teknik direktör Abdullah Avcı’nın gelecek sezonun kadro planlamasında yer vermediği Gary Medel’e bir talip daha çıktı. 31 yaşındaki futbolcuya, İngiltere Premier Lig ekiplerinden West Ham United’ın ardından İtalya Serie A temsilcilerinden Fiorentina talip oldu.
Mor-Beyazlı ekibin, önümüzdeki günlerde Şilili futbolcu ile masaya oturacağı ve resmi teklifini Beşiktaş Yönetimi’ne ileteceği edinilen bilgiler arasında yer alıyor.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Bein Sports Şifresiz Maç İzle,

25 Temmuz 2019 Perşembe Trabzonspor Haberleri

Yusuf Yazıcı için 20 milyon euroluk teklif!

Lazio, Savic Milinkovic'in veliahtı olarak görülen Yusuf Yazıcı için teklifini yükseltme kararı aldı. İtalyanlar, Milinkovic'i 100 milyon Euro bonservisle sattığı an Trabzonspor'un kapısını 20 milyon Euro ile çalacak.
Lazio Teknik Direktörü Simone Inzaghi, Yusuf Yazıcı'yı lider özellikli bir futbolcu olarak gördüğü için takımda istiyor. Yusuf için en son Fransız ekibi Lille, 15 milyon Euro teklif etmiş ancak bordomavili yönetimden kabul görmemişti.

İLK CİDDİ SINAV HOFFENHEİM'LA

TRABZONSPOR yeni sezon öncesi ilk ciddi sınavını bugün Bundesliga ekiplerinden Hoffenheim'a karşı verecek. Bad Wimsbach kasabasında TSİ 20.00'de başlayacak maçta teknik direktör Ünal Karaman'ın tecrübeli isimlere görev vermeyi planladığı öğrenildi. Bordo-mavililer, genç isimlerden kurulu kadrosuyla Macaristan ikinci lig ekibi Haladas ile golsüz berabere kalmıştı. Bu arada kamp planlanandan 1 gün erken bitecek. Takım 29 Temmuz'da dönecek.

Trabzonspor'da stopere Chancel Mbemba!

Forvet transferi için yoğun mesaide olan Trabzonspor, Zargo Toure'nin takımdan ayrılmasından sonra savunma bölgesine de bir takviye daha yapmayı planlıyor. Bu doğrultuda birçok isimle görüşen bordo mavililer, Porto'da forma giyen 24 yaşındaki Kongolu stoper Chancel Mbemba Mangulu'yu kiralamak için girişimlere başlayacak.
Menajerler aracılığıyla bu transfer için maliyet araştırması yapan bordomavililer, Porto ile 2022 yılına kadar sözleşmesi bulunan Mbemba'yı takımda ciddi bir rekabet ortamı oluşturacağı için kadrosuna kazandırmak istiyor. Mbemba geçen sezon sadece 8 maçta forma giyebildi ve bu nedenle oynayabileceği bir takıma gitmeye sıcak bakıyor.

SALİH KAVRAZLI İÇİN KRİTİK HAFTA

Trabzonspor'un Altınordu'dan yetiştirme bedeli ödeyerek aldığı Salih Kavrazlı'nın lisans sorunu çözülemediği için oyuncu hazırlık maçlarında dahi görev yapamıyor. Yönetim, Altınordu'dan 17 yaşındaki santrforun muvafakatnamesini almak için temaslarını sürdürürken Salih, gelecek müjdeli haberi bekliyor.

Ünal Karaman'dan fırça, Yusuf Yazıcı'dan sitem...

Trabzonspor’un akşam çalışması tamamlandıktan sonra Yusuf Yazıcı’nın da aralarında bulunduğu birkaç genç futbolcu şut çalışması yaptı. Yardımcı antrenörün yarın maçın bulunduğunu ve çalışmayı sonlandırın demesine rağmen oyuncular devam edince teknik direktör Ünal Karaman, bu kez oyuncuları uyardı. Kaleci antrenörü Metin Aktaş’a şut çalışması yapan oyunculara top atmamasını isteyen Karaman, daha sonra sahadan ayrıldı. Diğer oyuncularla sahadan ayrılan Yusuf Yazıcı da "Biz daha nasıl gelişeceğiz" ifadesini kullanarak tepkisini dile getirdi.
Yeni sezon hazırlıklarını Avusturya'nın Linz şehrinde yaptığı ikinci etap kamp çalışmalarıyla sürdüren Trabzonspor, günü tek antrenmanla tamamladı. Teknik direktör Ünal Karaman yönetiminde TSİ 19.00'da gerçekleştirilen antrenmanda hafif sakatlığı bulunan Novak yer almadı. Kuvvet çalışmalarının arından antrenmanın ikinci bölümünde pas ve orta-şut çalışmaları yapılırken, son bölümde yarı sahada çift kale maç oynandı.

HOSSEINI TAKIMLA ÇALIŞMALARA BAŞLADI

Trabzonspor'da milli takım kampında sakatlandıktan sonra omuzundan ameliyat olan stoper oyuncusu Majid Hosseni de bugün takımla çalışmalara başladı. Avusturya kampının ilk günlerinde bireysel olarak çalışan İranlı futbolcu, bugün çift kale maçta da yer aldı.
AĞAOĞLU'NDAN EKUBAN ESPİRİSİ
Trabzonspor'da Afrika Uluslar Kupası'nda forma giydikleri için izinli olan Calep Ekuban'ın yarın kampa katılacağı belirtilirken, bordo-mavili kulübün başkanı Ahmet Ağaoğlu da basın mensuplarına forvet transferine yönelik, "Forveti aldık. Bu gece yarısı Ekuban kampa geliyor. Adam kiralıktı, kadromuza kattık. Santrafor, santrafordur. Forvet transfer ettik" şeklinde espri yaptı. Bu arada yeni transfer Obi Mikel'in ise Trabzon'da takımla çalışmalara başlayacağı belirtildi.

KARAMAN'DAN FIRÇA, YUSUF'TAN SİTEM

Trabzonspor'un akşam çalışması tamamlandıktan sonra Yusuf Yazıcı'nın da aralarında bulunduğu bazı genç futbolcu şut çalışması yaptı. Yardımcı antrenörün yarın maçın bulunduğunu ve çalışmayı sonlandırmaları gerektiğini söylemesine rağmen oyuncular devam edince teknik direktör Ünal Karaman, bu kez futbolculara fırça attı. Kaleci antrenörü Metin Aktaş'tan şut çalışması yapan oyunculara top atmamasını isteyen Karaman, daha sonra sahadan ayrıldı. Bunun üzerine futbolcular çalışmayı sonlandırırken, Yusuf Yazıcı da bu duruma sitem ederek, "Ekstra antrenman yapmazsak biz daha nasıl gelişeceğiz" şeklinde tepkisini dile getirdi.

AĞAOĞLU VE KARAMAN BASIN BAYRAMINI KUTLADI

Bu arada Trabzonspor'da kulüp başkanı Ahmet Ağaoğlu ve teknik direktör Ünal Karaman, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı nedeniyle Avusturya'da takımın kampını takip eden basın mensuplarının gününü kutlayarak çikolata ikramında bulundu. Ağaoğlu, antrenmanı izlemeye gelen taraftarlara da çikolata ikram etti.
Trabzonspor, yarın TSİ 20.00'de Almanya'nın Hofenheim takımıyla Bad Wimsbach kasabasında karşı karşıya gelecek.

Trabzonspor Çek forvet Patrick Schick'i kiraladı!!!

Trabzonspor, aradığı forvet oyuncusunu İtalya'da buldu. Bordo-mavili ekip, Roma'nın Çekyalı forveti Patrick Schick'i satın alma opsiyonuyla kiraladı.
Yeni sezon öncesi transfer çalışmalarına devam eden Trabzonspor'da forvet transferinde sıcak saatler yaşanıyor. Bordo-mavili ekip, Roma'nın Çekyalı forveti Patrick Schick için oyuncunun kulübüne satın alma opsiyonlu kiralık teklifinde bulundu. Roma'nın bu teklifi kabul ettiği ve oyuncunun önümüzdeki günlerde imza için Türkiye'ye geleceği öğrenildi. Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi'nde oynayacağı ön eleme karşılaşmalarının kadrosuna Patrick Schick'in ismini de yazdırmak istiyor. Bu bağlamda Karadeniz ekibi, transferi en kısa sürede resmiyete kavuşturacak. Trabzonspor'un Patrick Schick ile birlikte bir forvet daha transfer etmesi bekleniyor.
Trabzonspor'un UEFA Avrupa Ligi ön eleme turundaki rakibi Sparta Prag altyapısından yetişen Schick, Çekya Milli Takımı'nın genç yaş kategorilerinin tamamında forma giydi. 2018 yılında Sampdoria'dan Roma'ya transfer olan genç oyuncu, geçtiğimiz sezon başkent ekibinin formasıyla 32 maçta 5 gol atıp 3 asist yapma başarısı gösterdi. Patrick Schick'in Çekya Milli Takımı formasıyla ise 17 maçta 7 golü bulunuyor.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Bein Sports Şifresiz Maç İzle,
submitted by Haberfutbol24 to u/Haberfutbol24 [link] [comments]


CİNLE EVLİ KADIN İLE SOHBET 2 ! ( CİNLERİN DÜĞÜN YERİ ... Çin'de ünlü siyasetçinin eşine idam cezası MOMO 'NUN MEZARINI ACTIK !!! (CIN CIKTI 😱) - YouTube Donald Trump ve eşi Melania, Çin virüsüne yakalandı - YouTube CİNLE EVLİ KADINA NE OLDU ? ( SORULARINIZI CEVAPLADIM ... CİNLERİ GÖREN VE CİNLERDEN 9 EŞİ VE 3 ÇOCUĞU OLAN BAYANIN ... Şeker Çin klip 《eşim benzerim yok》✅ CİNLE EVLİ KADIN İLE SOHBET ! - AŞIK CİNİ BANA SALDIRDI ... ÇİN BAHÇELERİ HARİTASINDA EŞİ BENZERİ OLMAYAN BOMBA ...

Çin’de en yakın arkadaşının eşi tarafından izlenen kadına ...

  1. CİNLE EVLİ KADIN İLE SOHBET 2 ! ( CİNLERİN DÜĞÜN YERİ ...
  2. Çin'de ünlü siyasetçinin eşine idam cezası
  3. MOMO 'NUN MEZARINI ACTIK !!! (CIN CIKTI 😱) - YouTube
  4. Donald Trump ve eşi Melania, Çin virüsüne yakalandı - YouTube
  5. CİNLE EVLİ KADINA NE OLDU ? ( SORULARINIZI CEVAPLADIM ...
  6. CİNLERİ GÖREN VE CİNLERDEN 9 EŞİ VE 3 ÇOCUĞU OLAN BAYANIN ...
  7. Şeker Çin klip 《eşim benzerim yok》✅
  8. CİNLE EVLİ KADIN İLE SOHBET ! - AŞIK CİNİ BANA SALDIRDI ...
  9. ÇİN BAHÇELERİ HARİTASINDA EŞİ BENZERİ OLMAYAN BOMBA ...

youtube kanalimizda ve web sİtemİzde bulunan tÜm fotoĞraf, vİdeo ve yazilar Üzerİndekİ haklar; 5846 sayili fİkİr ve sanat eserlerİ kanunu,554 sayili endÜstrİ... Selam arkadaşlar , Yayınlarda benden o kadar istediniz. Çin Bahçelerinde eşi benzeri olmayan bomba taktikleri sizlerle. İyi seyirler. Çekilişe Katılmak için ... ABONE OLMAYI UNUTMAYIN ! https://www.youtube.com/channel/UCFbNeyrYSIfywzSqIpmRX6Q?sub_confirmation=1 İnstagram : https://www.instagram.com/balinnkerem/?hl=tr... ABONE OLMAYI UNUTMAYIN ! https://www.youtube.com/channel/UCFbNeyrYSIfywzSqIpmRX6Q?sub_confirmation=1 İnstagram : https://www.instagram.com/balinnkerem/?hl=tr... http://tr.euronews.com/ Çin'de yakın zamana kadar Komünist Parti'nin liderlik kadrosu için adı geçen Bo Xilai'nin eşi Gu Kailai, cinayetten idam cezasına çar... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. ABONE OLMAYI UNUTMAYIN ! https://www.youtube.com/channel/UCFbNeyrYSIfywzSqIpmRX6Q?sub_confirmation=1 İnstagram : https://www.instagram.com/balinnkerem/?hl=tr... Lütfen sosyal medyada paylaşın ve beğen ve abone tuşuna basmayı unutmayin #VOETurk #VOE #HaftalikHaberler 50+ videos Play all Mix - Şeker Çin klip 《eşim benzerim yok》 YouTube Sancak - Gözyaşı (Lyric Video) - Duration: 4:31. DokuzSekiz Müzik 5,644,532 views